logo


Müjdat Gezen, Türkiye analizi yaptı…

mujdatÜnlü tiyatrocu Müjdat Gezen, Nil Soysal’a Türkiye analizi yaptı…

“Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda” oyununda yer yoksa, bunun sorumlusu
ben değilim, Yılmaz Özdil’dir!

Türk Tiyatrosu’nda uzun yıllardan beri “Hiç yer yoktur” diye yazılmadığına dikkat çeken Gezen, “Yılmaz Özdil’in oyunu sayesinde biz bu sene bu yazıyı yazdık” dedi.
Malumunuz olduğu üzere Müjdat Gezen Tiyatrosu bu sezonu Yılmaz Özdil’in Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda adlı kitabından uyarlanan aynı adlı oyunla açtı. Gelin görün ki, oyuna bilet bulabilmek ne mümkün! En sonunda usta tiyatrocu yıllar sonra ilk defa gazetelere “yerimiz yoktur” diye ilan vermek zorunda kaldı. Tam da bu durumu konuşmak için Müjdat Gezen Tiyatrosuna gittiğim gün ne oldu dersiniz? Yılmaz Özdil SÖZCÜ’deki köşesinde yeni kitabına son noktayı koyduğunu yazdı ve kitabının adını açıkladı:

BERABER YÜRÜTTÜK BİZ BU YILLARDA!..
Hakkınızda şikayet var!
Müşteki kim?

SEYİRCİLERİMİZDEN ÖZÜR DİLERİZ

Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin laik vatandaşları. Üstelik delilleri de çok sağlam!.. Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda oyunu için; “Hiç yer yoktur. İlginize teşekkür ederiz” diyerek insanları geri çeviriyormuşsunuz!

mujdat1Bana değil, Yılmaz Özdil’e yapsınlar şikayetlerini. Yazan o çünkü. Ben burada sadece aracıyım. Ama en ufak bir komisyon almıyorum. Tıpkı Yılmaz gibi. O da bu oyundan telif hakkını almıyor. Oyunun yazara ait olan bütün gelirini, eseri oyunlaştıran iki genç arkadaşım Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı gibi o da okula bağışladı. “O parayla öğrenciler okusun” dedi. Aslında bu Türk tiyatro tarihinde pek alışılmış bir şey değildir. Yani yazarın ve eseri oyunlaştıranların kendilerine ait telif haklarını bağışlamalarına pek rastlanmaz. Bu çok onur verici bir durum. Yer bulunmaması meselesine gelince; bunun sorumlusu direkt olarak Yılmaz Özdil’dir. Bana kalırsa bu şikayetler kolay kolay da bitmeyecek. Çünkü önümüzdeki sezon aynı şikayet Yılmaz Özdil yüzünden başka bir konuda daha gelecek!

Yılmaz Özdil yeni kitabının adını açıkladı; Beraber Yürüttük Biz Bu Yıllarda. Yoksa bu kitapta mı oyunlaştırılacak?

Önümüzdeki sezon ise Beraber Yürüttük Biz Bu Yıllarda ile perdelerimizi açacağız. Hatta oyunlaştırma çalışmalarına da yazı beklemeden şimdiden başlamayı düşünüyorum. Çünkü müzikleri var… Oyunla ilgili dekor, kostüm, kadro, reji gibi yapılması gereken çok fazla şey var.

Bari biletleri de şimdiden satışa sunun da, insanlar açıkta kalmasın…

(Gülüyor) Türk Tiyatrosu’nda uzun yıllardan beri “Hiç yer yoktur” diye yazılmıyordu. Yılmaz Özdil’in oyunu sayesinde biz bunu yazdık bu sene. Açıkçası çok da mutlu olduk. Sanıyorum önümüzdeki sezon Beraber Yürüttük Biz Bu Yıllarda oyunu için de aynı yazıyı yazmak zorunda kalacağız. Ama şu da var; oyuna yer bulamamaktan şikayet eden seyirciye karşılık, bu oyunu defalarca gelip izleyen seyirci sayısı da fazla. Mesela ben bu oyuna dört, beş kere gelenleri biliyorum. Oyun aynı, dekor aynı, kostüm aynı, adam defalarca gelip izliyor. Bu da çok güzel tabii.

AKP’liler tarafından hakkınızda açılmış 15 dava vardı. Bu davalarla ilgili son durum nedir?

17 dava… 15 dava bakanlardan, 2 dava da Tayyip Erdoğan’dan. Bunlardan birinde Erdoğan Yılmaz Özdil’le benden 50 bin lira tazminat istemişti.

Şu “Aptal”
davası mıydı o?

Evet “Aptal” davasında bize kınama cezası geldi. Yani para cezası gelmedi. Yargıtay bozdu. Öteki davaları da iptal etti.

AĞLANACAK HALİMİZE GÜLÜYORUZ

Yani bugün itibarıyla hakkınızda dava yok öyle mi?

Şu anda Silivri’de başka bir davam devam ediyor. Önemsiz bir dava. Onun duruşmalarına gidiyorum. Eğer o davayı saymazsak hakkımda dava yok. Ama üzerimizde baskı var mı diye sorarsan, çok var hem de. Müthiş!

Müjdat Gezen’e, “Baskı var mı” diye sormayı hiç düşünmedim açıkçası…

Tabii bizim bu baskılara boyun eğmemizi ve onlardan korkmamızı gerektirecek bir durum olmadığı için işimizi yapmaya devam ediyoruz. Ama bugün çok tuhaf bir noktadayız. Önde polis kaçıyor, arkada hırsız kovalıyor! Türkiye’nin son fotoğrafı bu. Ne kadar acı değil mi? Hep gülüyoruz ağlanacak halimize. Ama hakikaten gülünç bir durumdayız.

Sizinle en son röportajımızda; “Aklıselim insanlar artık AKP’ye oy vermeyecek” demiştiniz…

Demiştim evet. Yine diyorum. Ben aklıselim insanların AKP’ye oy verdiklerine inanmıyorum. Ama önümüzdeki 6 ay içinde kuvvetli ve zırh gibi bir muhalefetin hazırlanması da çok olası görünmüyor. O nedenle AKP’nin yeniden iktidar olma şansı var bence. Ancak, bütün bu hırsızlıklara ve bütün bu aklanma çabalarına rağmen yine bu kadar yüksek oy alacaklarsa, bizim toplumumuzda bir sorun var demektir.

Üzerimizde müthiş bir baskı var… Ama boyun eğmiyoruz, korkmuyoruz
Nedir o sorun?

Bence bu sorun akılla, zekayla filan ilgili değil. Bu sorun çıkarlarla ilgili. Çünkü bana göre Türkiye’de en utanç veren iki laf var. Bunlardan birincisi; “Burası Türkiye, herşey olur(!)” lafı. Siz hiç “Burası İsveç, her şey olur” diye bir laf duydunuz mu? İkincisi de; “Çalıyor ama çalışıyor(!)” lafı. Bundan daha ayıp bir laf yoktur. Kendileri kendileri için söylediler; “Küçük hırsızlıkları amma büyüttünüz” diye. Kendisi için böyle bir laf söyler mi bir toplum. Yahu bir kadın biraz hamile olur mu? Bir insan biraz apandist olur mu? Böyle bir saçmalık var mı? Hırsız, hırsızdır işte!

55 yılda 55 kitap yazdım
Bu arada 2015 sizin 55. sanat yılınız aynı
zamanda…

Doğru. 1960’da çıktım sahneye ilk defa. Ama beni esas heyecanlandıran şey o değil. Bu yıl 1 Nisan’da okulumuzun da 25. kuruluş yıldönümünü kutlayacağız.

55. sanat yılınızda,
basılı kitaplarınızın sayısı da 55! Yani her yıla bir
kitap düşüyor…

Çok haklısın. Ben hiç böyle bakmamıştım. Yazmayı çok seviyorum. Yazdıklarımı oynamayı da çok seviyorum. Şiir yazarak başlamıştım yazmaya. İlk şiirim çıktığında 10 yaşındaydım. Yıl 1953 yani. Aynı yıl ben bir de roman yazdım! Koca bir defter dolusu bir romandı.

Vekil olmama gerek yok zaten dokunulmazlığım var!

Mesleğimde özgürüm bana dokunulmazlığı sağlayan bir kitle var… Adına da halk diyorlar

mujdat2Peki ya tiyatro?..

Tiyatro başka bir şey. Tiyatro günümüzde bir lüks, bunu kabul etmek lazım.

Pahalı değil ki, neden lüks?

Evde diziler, eğlenceler… Adam giyiyor eşofmanını, öteki de sabahlığını… Yayılıyorlar kanepeye. Yanlarında çay, kahve, kuruyemiş bilmem ne. Rahatsız eden de yok. Ama tiyatro öyle mi?.. İnternete gireceksin, bakacaksın, takip edeceksin… Hangi oyun, hangi gün, saat kaçta ve nerede bileceksin. Sonra kalkıp gişeye geleceksin, biletini alacaksın. Oyun günü vaktinde gelmek için ayrı bir telaş yaşayacaksın. Trafikle boğuşacaksın. Arabanla geliyorsan, iki saat park yeri arayacaksın. Araban yoksa bu sefer hava şartları uygun mu, bir de ona bakacaksın. Bak; güneş açar tiyatroya dokunur. Kar yağar tiyatroya dokunur. Yağmur yağar tiyatroya dokunur. Hava sıcak olur tiyatroya dokunur. Hava soğuk olur tiyatroya dokunur. Dışarıda terör olur tiyatroya dokunur… Bu seyirci, buna rağmen bizi yalnız bırakmıyorsa, helal olsun onlara!

Size en sık sorulan soruyla bitirelim. Müjdat Gezen aktif politikaya girmeyecek mi?

Senelerdir teklif geliyor. Ama ben çok düşünmüyorum. Meclise gidip kavga etmek çok işime gelmiyor bu yaştan sonra. Onlar kaba kuvvete de başvuruyorlar. Ben kaba kuvvetle hayatımda ne aktif olarak, ne de pasif olarak hiç karşılaşmadım. Ne birisi bana vurmaya kalktı, ne de ben birine el kaldırdım. Köpeklerim var benim. Ağaç dikiyorum. Yani ağaçları, çiçekleri, hayvanları, insanları düşkünlük derecesinde severken, gidip de orada bu adamlara iki laf söyleyeceğim, onlar da kalkıp üstüme yürüyecekler! Vuramam, elim kalkmaz. Onlar bana vurmaya kalksa, bu ne aşağılık haksızlıktır derim. Onun için orası aktif politika. Ben mesleğimde çok özgürüm. Dokunamıyorlar bana. Çünkü benim dokunulmazlığımı sağlayan bir kitle var. Onun adına halk diyoruz.

Kayanak:Sözcü/Nil Soysal

Etiketler: » » » » » » » » » »

Share
#

SENDE YORUM YAZ

9+6 = ?

#

Müjdat Gezen, Türkiye analizi yaptı…” için 1 yorum

  1. TipAdam : diyor ki:

    Beraber yürüdük biz bu yollarda Müjdat üstat! Adamın dibisin be, birçok düşmanın olsa da; senden nefret eden milyonlar olsa da, biz içini ve görüşlerini biliyoruz. Harika insansın, seni seviyoruz!

    0