logo

24 Ekim 2019

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Avrupa’ya sert sözler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 105. Dönem Kaymakamlık Kursu Kura Töreni’nde konuştu.

İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

İlçede cumhurbaşkanı adına görev yapan en yüksek devlet görevlisidir. Bizim gözümüzde başarılı kaymakam görev yaptığı ilçeden ayrıldıktan sonra da ismi uzun süre hayırla yad edilen kişidir.

Kaymakamlarımız bekar ya da evli şoförün yanına oturmalı, kamyonete kömür mü erzak mı koyacak hepsini yüklemeli ve sonra da ev ev dolaşmalı. Kapıyı çalmalı veya içeriden gelen sese kulak vermeli. ‘Kim geldi’ denildiğinde de ‘kaymakam’ demeli. Kolileri ya da kömürü, odunu indirivermeli. Bununla siz Cumhurbaşkanınızın gören gözü, duyan kulağı, konuşan dili olmalısınız.

Şu an uluslararası bir mücadelenin içindeyiz. Yedi düvele karşı dimdik ayakta durmaya devam ediyoruz.

Bağıranlar, konuşanların hiçbirinin sınırı var mı? Yok. Dert başka… Biz 911 km sınırı olan Türkiye olarak taciz ediliyorsak buna karşı sessiz kalamayız. Her kazanımızın gerisinde çok büyük emek ve fedakarlık var.

İkinci Dünya Savaşı’nda 50 milyon insanın ölümünden sorumlu olanların Bize insanlık dersi vermeye kalkmalarını acı bir tebessümle karşılıyoruz. Ruanda’da 1.5 milyon insan öldüreceksin, utanmadan bize insanlık dersi vermeye kalkacaksın. Bizim tarihimizde asla böyle bir şey yok.

Şu dönemin sembol mücadele alanı Suriye topraklarıdır. Suriye krizi başladığından beri masumlara kucak açarken diğer yandan sınırlarımızı korumanın gayreti içinde olduk. 2015’te Antalya’da yapılan G-20 zirvesinde tüm liderlere güvenli bölge de dahil sonuç alıcı öneride bulundum.

Gündemimize bugün girmedi, Obama döneminde girdi. Oluk oluk kanın aktığı o günlerde kimse bu teklife dönük bakmamıştı. Şimdi Türkiye terör örgütlerinden temizleyince birden bu konular akla geliyor.

Avrupa’dan yükselen ve buram buram riyakarlık kokan sözlerin bizim nezdimizde zerre değeri yoktur. Kapıları açarız dediğimizde de tutuşuyorlar. Tutuşmayın, vakti zamanı gelince bu kapılar açılır.

Hadi bakalım 100 binleri bir de siz ağırlayın. bu işler nasıl oluyormuş görün. Sizleri de görelim. Yunanistan’a denizden 100 kişi yada 200 gidince bizi hemen telefonla arıyorsunuz, burada 4 milyon var buna sesiniz çıkmıyor.

Kararlıyız. Yıllardır gösterdiğmiz tüm çabalara rağmen DEAŞ içinden çıkılmaz bir hale geldi. Doğrudan ülkemizi hedef almaya başladıklarını da gördük. Büyük şehirlerimizdeki PKK ve DEAŞ canlı bomba eylemleriyle canımızı yaktı. Tabii bu saldırıların son 6 yılda ülkemizee ardı ardına patlak veren pek çok hadisenin bir parçası olduğunu biliyoruz.

Bölge politikalarımızda köklü bir değişim kararı aldık. Doğrudan kaynağında ortadan kaldırma stratejisine geçtik. Terör örgütlerini de inlerinde vurarak adeta felç ettik. Yurt içinde de teröristlere göz açtırmadık.

15 Temmuz darbe girişimlerinden biri de Türkiye’nin stratejisini çökertmekti. Fırat Kalkanı ve sonrasında Zeytindalı Harekatı ile bu saldırıların amacını kırdık.

Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğine olan saygımızı her defasında tekrarladık. Kimsenin toprağında gözümüz yok. Bizim sorunumuz terör örgütlerinin kendisiyledir. Bakıyorsunuz Batı yatıyor kalkıyor, Kürtler aşağıya Kürtler yukarı. Hedef saptırmayın. Böyle söyleyerek, Kürtler dediğiniz zaman Kürt kardeşlerimizi terörist olarak vasıflandırmış oluyorsunuz.

Verilen sözlerin tutulması durumunda, kendi işimizi kendimiz görürüz. Siyaset ve diplomasiye olan saygımız gereği attığımız her adımdan önce muhattaplarımıza amaçlarımızı söyledik. Rusya, ABD, İran, Birleşmiş Milletler bilgilendirildi. Sonradan anlaşılıyor ki, kendilerine bilgi vermekten ziyade izin almamamızdan da rahatsız olmuşlar. Türkiye’nin, terör koridorunu yıkmak için kimseden izin almasına ihtiyaç yoktur.

Şu ana kadar bölge 4 bin 220 kilometreye kadar ulaştı. 7 askerimiz ile, bizimle birlikte mücadeleye katılan SMO’dan 96 kardeşimiz ile şehit oldu. 90 Türk askeri ile SMO’dan 369 asker yaralandı. Şimdi anladınız mı SMO ile ne işimiz olduğunu? Onlar benim Mehmedimi yalnız bırakmayanlar. Bunlar ne siyasetin dilini bilirler ne arazinin değerini bilirler. Sadece konuşurlar.

Harekatta oluşan bu tabloda muhattaplarımız sesimize kulak verdiler. Oturduk konuştuk, niyetimizi anlattık. Teröristlerin belirlediğimiz bölgenin dışına çıkartılacağı sözünü aldık. Sadece ulusal değil uluslararası kamuoyuna da duyurduk. ABD, tüm teröristlerin bölgeden çıktığının garantisini yazılı olarak verdi. Bu arada karşımıza teröristler çıkarsa onları tepelemek en doğal hakkımızdır ünkü bu yazılı kayda girmişti.

Böylece Barış Pınarı Harekatı’nı başarıya ulaştırmış olduk.

Hiçkimse kusura bakmasın, kendi bildiğimiz yolda yürümekten asla çekinmeyiz. Büyüklüğünden de küçüklüğünden de korkmayız. Uluslararası toplumun bunca vakittir iki terör örgütünün kurguladığı bir şantajın oyuncağı haline dönmesi oldukça acıdır.

Türkiye’nin 9 Ekim saat 16.00’da başlattığı harekat bu şantaj ve oyun senaryosunu yıkmıştır. Bu harekatla sadece sınırlarımızı güven altına almakla, Suriyelinin ülkesini geri dönmesini sağlamakla kalmadık. Pek çok devlet ve kesime terör örgütü kendilerini soktuğu cendereden kurtulma şansını da verdik. Çünkü Suriye’deki kaotik durum uzunca bir süredir asıl niyet asıl poroje asıl hesapları gizlemenin örtüsü olarak kullanılıyor. Özellikle Avrupalı ve Amerkalı politikalardan pekçok kesim terör örgütünü kendi başarısızlıklarını poerdeleri yaparak örtüyor.(DHA)

Etiketler:
Share
#

SENDE YORUM YAZ

9+6 = ?