logo


30 Eylül 2018

Yıllar evvel o kafeye alınmadım, şimdi sahibiyim!

2.8 milyon takipçisi olan, hem sevilen hem nefret edilen Şeyma Subaşı,Ayşe Arman’a konuştu

Bir itirafla başlayayım…Hayal ettiğimden çok farklı çıktı. Küçücük bir kız o. Ama ben fotoğraflarından, nasıl desem daha kadınsı, daha dişi, daha dişli bir şey bekliyordum.Alakası yokmuş. Tatlı bir voleybolcu çıktı. Pasör olarak Yeşilyurt Spor Kulübü’nde oynamış. “Ama o zamanlar üst bacaklarım daha kalındı!” filan diye girdi meseleye. Filtresi yok. Her şeyi anlatıyor. Çok açıksözlü. Kaprisi de yok. Allah sizi inandırsın, fotoğraf çekimine bir buçuk saat geç gittim. Çay may içmiş Emre’nin stüdyosunda. Problemsiz, komplekssiz bir tip. İşler kolay ilerliyor. Fotoğraf diyorsun, gösteriyorsun, “Hepsi uyar bana!” diyor. Pratik. Aynalara yapışmıyor, ikide bir makyaj yapmıyor. Doğal, kendi gibi genç bir insan. “Rol modeliyim” demiyor, “Gençler beni örnek alsın” demiyor, “Benim yaptığım doğrudur!” demiyor. Kendi hayatını yaşıyor ve onu Instagram’da sergiliyor. Artık herkesin yaptığı gibi… Ama onu 2 milyon 800 bin kişi takip ediyor. Fotoğrafları 140 milyon izleme alıyor. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, eleştirirsiniz eleştirmezsiniz, seversiniz sevmezsiniz… Ama o bir gerçek. Bu çağın gerçeği… Ve onu bu noktaya getiren de biziz.

Karşımda sosyolojik bir vaka duruyor…

– Nasıl yani? Bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi? Saldırı bu sefer nereden gelecek?

Saldırı değil, bir tespit. Sen pek çok genç kadının olmak istediği bir ‘bilgisayar uygulaması’ gibisin.

– Öyle mi düşünüyorsun?

Evet. Bir zamanlar Acun böyleydi. Herkes firarda olmak isterdi. Şimdi insanlar Şeyma olmak istiyor. Hızlı bir şekilde meşhur oldun, hatta marka oldun. Dünyayı geziyorsun, festivalleri takip ediyorsun, özgürlük hissi veriyorsun. Parayı iyi kullanıyorsun. Güzel giyiniyorsun. Seksisin. İnceciksin. Modernsin. Gençsin. Sevdiğin adamdan, evli olmadığın halde çocuk yapacak kadar gözü karasın. Güzel dans ediyorsun. Her gün başka yerden bildiriyorsun. Hayatın keyfini çıkarıyorsun. En azından seninle ilgili algı bu. Bir de tabii ölesiye nefret edenler var! ‘Bestseller’ kitap gibisin. Ama sana kızıyorlar, “Neden derin bir roman değilsin. Neden çok satıyorsun? Neden insanlar seni takip ediyor!” diye. Aslında ortada kızılacak biri varsa sen değilsin, seni sosyal medyada takip eden 2.8 milyon! Çünkü senin hayatını merak edip sana özenen ve seni var eden onlar! Hem takip ediyorlar hem de sürekli çamur atıyorlar! Bütün bunlar seni zorluyor mu?
– O kadar alıştım ki insanların saldırmasına, eleştirmesine… Hayır, bana pek dokunmuyor! İnsanların benimle ilgili düşüncelerini çok fazla takan biri değilim. Kendi işime, hayatıma bakıyorum. Çünkü biliyorum ki, kimsenin hakkımdaki düşüncesini değiştiremem. İnsanlar, inanmak istediğine inanıyor.

Umursamıyor musun yani?
– Taş değilim, tabii ki umursuyorum ama eskisi kadar üzülmüyorum. Hayatımı onlara göre yaşamıyorum. Onların olmamı istediği insan olmak zorunda değilim. Kabul et ya da etme, ben benim, bu hayat da benim hayatım. Kimseye zararım yok.

HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

Etiketler: »

Share
#

SEN DE YORUM YAZ

7+6 = ?