logo

YENİDEN, HEP BİRLİKTE


Mehmet Ali Seyyidoğlu
maliseyyidoglu@yagmurhaber.com

yalnizlik_108422

Biliyorsunuz ki son yıllarda toplumsal dayanışmaya gerçek anlamda ihtiyacı olan bir gezegen haline geldik. 18. Yy. da Avrupa’nın öncülük ettiği endüstri devrimi ile fabrikalar kurulmaya başladı. Fabrikalardan dolayı o zamana dek olmayan bir sınıf, işçi sınıfı ortaya çıktı. Bu durum daha çok işçinin kalabileceği yerler temin etme gereksinimi, bu gereksinim ise bugün apartman diye tanımladığımız yapıları; işçi lojmanlarını ortaya çıkardı. Bu çok katlı binaları kent mimari yapısı olarak insanlığa kazandıran Ernest Burges, sanmıyorum ki geliştirdiği bu yapıların zamanla insanoğlunu yalnızlaştırarak, ıssız mezarlıklar haline gelebileceğini tahmin etmiş olsun.

Bugün maalesef tüm insanlığı sarmış olan kaos ortamı, bireycilik her nasılsa doğru algılanamadığından, her birey sefer-i bir yalnız haline geldi. Kalabalıklaşan bir dünya toplumunda bireysel ıssızlığın azalması, toplumsal dayanışmanın daha sağlam zeminlere oturması gerekirken, tam zıddı bir hal almış durumda.
Buna sebep olan etkenlere az çok hem tanık olurken, hem de maalesef bahsettiğimiz bu sistemin bir parçası olmuş durumdayız. Tam da bu noktada köklerimizden de beslenerek bu toplumsal uzlaşı, farkındalık ve sosyal varoluş, kendini yeniden fark etmek bilincine daha kalıcı bir katkı sağlamak her dünya vatandaşının yegâne görevidir.

Yazımın girişinde apartmanlardan bahsettim çünkü yapılan bir araştırmaya göre uzun zamandır modern kent dendiğinde akla gelen yapılar olan apartmanlar, günümüz insanlarının yalnızlaşmasının ve ıssızlaşmasının temel sebebiymiş. Apartmanlar, kalabalık gibi görünen ıssız binalar.
İnsanların neden mutsuz olduğunu hiç düşündünüz mü? Neden selamı sabahı kestiğimizi birbirimizden, hiç düşündünüz mü? Bireyselleşme denen kavram, neredeyse hepimizi; her şeye “Bana ne?” diyen insanlar haline getirdi. İçimizdeki yalnızlık, bizi dahi aşarak öylesine büyüdü ki, bir zaman sonra hiçbir yere ait olamamaya, her yerde emanet, her emanette gurbet olmaya başladık.

Zira biz insanların genetiğinde vardır bir yere ait olma gereksinimi, gereksinim diyorum çünkü, bu dediğim kavramı ilk doğduğumuz anda bir aileye, bir zümreye, bir inanca, bir millete, bir devlete, hatta bir futbol takımına ait olarak gözümüzü açtığımızdan gereklilik ya da gereksinim haline gelir. Evlenmek, çocuk sahibi olmak vs. hepsi, bu bir yere ait olmak temelinde ortaya çıkar. Zira bir yere ait olmak toplumsal statü anlamına gelir.

Can çekişen toplumsal dayanışmayı yeniden diriltmek için öncelikle, tekrar bir yere ait olmayı hatırlamamız ya da öğrenmemiz gerekiyor. Bir kişiye, bir yere, bir inanca; ki yapılan tüm araştırmalardan sonra ikna olmadığından, varılmış bir inançsızlık dahi olsa bu inanç, bir kente, bir sokağa, bir aileye, tecrübelerle kazanılmış gerçek bir dosta, bir toprağa ait olmayı tekrar keşfetmemiz gerekiyor. Zahmetin şefkatli – meşakkatli kollarında bunların hepsiyle yeniden donatmamız gerekiyor kendimizi.

Ben, toplum olmanın ne tür zahmetlerden geçtiğini, çocukluğumun üniversitesi olan, kıtlık ve savaş görmüş sevgili anneannemden öğrendim. Gözlerindeki inancı bugün hala aklımın gizli defterinde saklarım. Sahip olduğumu paylaşmayı ondan öğrendim, zor durumda olana sahip çıkmak gerektiğini, söz konusunu olan değerlerinse dimdik durmak gerektiğini tüm zorluklar karşısında. Okuma yazması olmayan, Anadolu’nun bilge kızlarından biriydi O. Ve bugün kaybetmeye yüz tuttuğumuz toplum olma bilincini en azından bizim ülkemizde inşa eden mucize nesildendi. Toplum olmak için, feda kültürünü, birbirimiz için zahmet yemeyi, “Bana ne” dememeyi, değerlere sahip olmayı ve onlara sahip çıkmayıı, “Biz” olmanın her şeyin başı olduğunu yeniden hatırlamamız gerekiyor. Dünkü, her şeye rağmen mutlu olmasını bilen toplumun mimarı da insandı, bugünkü her şeyi olduğu halde mutlu olmayı beceremeyen topluluğun mimarı da insan. Mucizesi de, felaketi de kendidir insanın…
Yoksa ne apartmanların suçu var bu toplumsal ıssızlıkta ne de Burges’,in; her şeyin sebebi de kaynağı da insanın bizzat kendisi.
Hadi bakalım hep birlikte yeniden ayağa kalkmaya…

Share
#

SENDE YORUM YAZ

10+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yapılabilecek en ideal spor tenis

    12 Aralık 2017 Köşe Yazıları

    Tenis, asırlar öncesine dayanan tarihe sahip olmakla beraber soylu bir spor, krallar oyunu olarak spor severlerin hayatına girdi. Ülkemizde de Türkiye Tenis Federasyonun ve bazı sponsorlarında desteği ile düzenlenen turnuvalara ünlü teniscilerinde katılımını sağlayarak popüleritesi artmış ve insanlar ilgi duymaya başlamıstır. Tenis, basketbol ve futbol kadar ulkemizde geniş kitlelere ulaşamamış olsada kendine ait çizgisini her zaman korumayı başararak hayatımızın parçası haline gelebilmiş ve bir çok spor sever icin cazibe olusturmustur. Tenis...
  • YAŞAM BOYU GÜZEL BİR CİLT

    09 Temmuz 2015 Köşe Yazıları

    Unutmayın ki güzel bir cilt için, doğuştan getirdiğiniz iyi genlerin yanı sıra kendinize iyi bakmanız da gerekiyor. Cilt bakım teknikleri ve ürünleri yaşlara göre değişiklik göstermekte. 20'li, 30'lu, 40'lı, 50 ve üstü yaşlarda uygulayacağınız basit tekniklerle yaşınıza göre güzel görünmeniz mümkün. Yaşamın kaliteli olabilmesi için beslenmenin de kaliteli olması gereklidir. Bu nedenle kişilerin doğru beslenme sistemlerini yaşamlarına adapte etmeleri önemlidir. Yaş dönemlerine göre beslenmeyi ayarlamak hem birçok hastalığın önlenmesine ...
  • KOKULAR VE ETKİLERİ

    25 Mart 2015 Köşe Yazıları

    Bitkiler ilham, konsantrasyon, çalışmak için zindelik, dinlenmek, uyumak ya da hayal kurmak için doğru ambiansı yaratarak ruh halimizi etkilerler. Farklı bitkisel yağlar farklı enerji türleri yaydıkları için ihtiyaç duyacağınız titreşim ve enerjiye göre belirli bir yağ ya da yağ karışımı kullanabilirsiniz. Kokular ve Etkileri Konsantrasyon için; Limon, fesleğen, limon otu, okaliptüs, kişniş, laden. Mutluluk için; Portakal, gül, yasemin, kişniş, zencefil, ıtır. Kabullenmek için; Servi, ölmez otu, melisa. Kızgınlığa karşı; Paçul...
  • GÖĞÜS BAKIMI HAKKINDA HERŞEY

    21 Mart 2015 Köşe Yazıları

    Göğüslerin sarkmış olup olmadığını anlamanın çok basit bir yolu vardır: bir göğsün altına kalem yerleştirilir, kalem düşmeden duruyorsa göğüs sarkmış anlamına gelir! Göğüsler de nemlendirici bir kremle beslenmelidir. Ama kesinlikle masaj yapıl­mamalıdır, zira göğüsler çok duyarlıdırlar. Besleyici kremi bolca ve yumuşak, dairesel hareketlerle aşağıdan yukarıya doğru sürmek gerekir Göğüslerin diriliğinde kilonun da rolü vardır. Çok fazla zayıflama göğüslerin sarkmasına neden olur. Ayrıca sık sık şişmanlayıp zayıflama göğüs kaslarının gevşey...