logo

14 Mart 2017

Türkiye düşmanı Wilders’in kuyruk acısı geçmiyor!

Tüm dünyanın gözünü diktiği Hollanda seçimlerinde ırkçı ve İslam düşmanı Wilders’in ne kadar oy alacağı merakla bekleniyor. Başbakan Rutte ile dün akşam televizyonda son kez kozlarını paylaşan Wilders, bu kez de Türk büyükelçinin ülkeden atılmasını istedi. Irkçı liderin Türkiye ile ilgili kuyruk acısı ise çok eski, 2004 yılına kadar uzanıyor.

Hollanda’da kritik seçime iki gün kala Başbakan Mark Rutte ve ırkçı Gert Wilders televizyonlarda canlı yayınlanan tartışma programında karşı karşıya geldi. Siyasi kariyerini İslam ve göçmenlik karşıtı politikalar üzerine kuran, ülkesinin AB’den ayrılmasını siyasal hedef olarak belirleyen Geert Wilders, yarın dördüncü kez Hollanda genel seçimine katılmaya hazırlanıyor.

Ülke çapında büyük bir kitlenin izlediği kapışmanın gündeminde, beklendiği gibi Türkiye de vardı.

Başbakan Rutte, sınırları ve camileri kapatmanın veya Kuran’ı yasaklamanın çözüm olmayacağını söyledi: “Biz mülteci krizine odaklanırken, sen tüm dikkatini Kuran polisliğine veriyorsun.”

Wilders’in bu sözlere yanıtı “Kendi insanlarımızı seçmeliyiz, kendi ailelerimizi seçmeliyiz, göçmenleri değil. Sen Hollanda’nın başbakanı değilsin, ancak yabancıların Başbakanısın” oldu.

Türkiye’den gelen Nazizm benzetmelerine karşı çıkan Rutte, “Sanırım Cumartesi günü yaptıklarımız ve Türk bakanın sınır dışı edilmesi, eşi benzeri görülmemiş bir şeydi. Durumun daha da tırmanmasını istemiyoruz. Gerilim tırmanırsa cevap vermek zorunda kalırız” dedi.

Özgürlük Partisi lideri Wilders, canlı yayında Türk büyükelçi ve diğer resmi görevlilerin ülkeden atılmasını istedi. Wilders, “Türkler meydanı temizleyen kahramanların mahkemeye götürülmesini istiyor. Sayın Rutte, burada durup ‘Gerilimin tırmanmasını istemiyoruz’ dememiliyiz, cevap vermeliyiz. En azından Türk büyükelçiyi ülkeden atmalıyız” ifadesini kullandı.

Irkçı lider, ayrıca Rotterdam’da gösteriye katılanların Hollandalı değil, Türk olduklarını kanıtladıklarını savundu.

Dünya bu sorunun yanıtını bekliyor

Peki Wilders, ‘Vatansever Baharı’ adını verdiği hareketin son kazananı olabilecek mi? 15 Mart’taki seçim öncesi tüm dünya bu sorunun yanıtını bekliyor.

Özgürlük Partisi, onun liderliğinde girdiği 2006 seçimlerinde elde ettiği dokuz koltuğu, 2010 yılında 24 koltuğa çıkarmayı başarmıştı.

Geert Wilders’in tartışmalı bir siyasi figür olarak dünya kamuoyunun gündemine gelmesi de aynı yıla rastladı. 2010 yılı 11 Eylül’ünde, İkiz Kuleler’e düzenlenen saldırıların dokuzuncu yıldönümündeki bir etkinlikte konuşan Wilders, İslam karşıtı görüşleri ile ilk kez geniş kitlelere ulaştı.

‘Fitne’ Hollanda televizyonlarında yayınlanmadı!

Geert Wilders burada yaptığı konuşmada, yapımcısı olduğu 2008 tarihli ‘Fitne’ isimli kısa filmden çok sayıda bölüm kullandı. İslam’ı yaşanan birçok kötülüğün sebebi olarak gösteren bu filmi, içeriği nedeniyle hiçbir Hollanda televizyonu yayınlamak istememişti.

Dönemin Hollandalı politikacıları tarafından yasaklanması istenen film, bir video paylaşım sitesi tarafından yayınlasa da gelen tepkiler üzerine buradan da kaldırıldı.

Film hakkındaki görüşü sorulan Wilders, “Amaç öyle olmasa da alınmış insanlar olabilir, bunu kabul ediyorum. Ama çok da önemli değil. Bu benim değil onların problemi” dedi.

Ancak Hollandalı politikacının, Müslümanlık karşıtı bu mesajları, onu Batılı devletlerle de karşı karşıya getirdi. Öyle ki, Britanya hükümeti, Wilders’in güvenlik riski yarattığı gerekçesiyle İngiltere’ye girmesini engellemeye dahi çalıştı.

Türkiye ile derdi çok eski!

Eski mesai arkadaşları Geert Wilders’ı başka hobileri olmayan tam zamanlı bir politikacı olarak tanımlıyor.

Her ne kadar Katolik bir ailede büyüse ve ‘Hristiyan demokratlar müttefikim’ dese de, 1963 doğumlu Wilders kendini agnostik olarak tanımlıyor.

Wilders’ın İslam karşıtı düşüncelerinin gelişmesinde ise gençliğinde iki yıl süresince İsrail’de kalmasının, bu sürede ‘anti-demokratik’ olarak tanımladığı Arap ülkelerine yaptığı gezilerin etkili olduğu yorumu yapılıyor.

1983 yılında 20 yaşında Hollanda’ya dönen Geert Wilders, politikaya atılmasının ardından Hollanda Liberal Partisi’nin metin yazarlarından biri olarak ismini duyurmaya başladı.

1997 yılında Hollanda Liberal Partisi’nden (VVD) Utrecht milletvekili seçildi ancak Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklediği gerekçesiyle 2004 yılında partisinden istifa ederek kendi yolunda hareket etmeye başladı.

Geert Wilders’ın İslam karşıtlığı üzerine inşa ettiği siyasi kariyerini hızlandıran olaylardan biri de 2004 yılındaki bir cinayet oldu. Hollandalı film yapımcısı Theo van Gogh’un ‘İslam’da kadına kötü davranıldığı’ tezini işlediği filmi nedeniyle bir radikal tarafından öldürülmesi sonrası, Wilders’a kalıcı koruma verildi.

İliklerine kadar düşman!

BBC’ye yakın bir tarihte verdiği röportajda Wilders, 12 senedir yalnız başına bir yere gitmediğini ve El Kaide’nin ölüm listesinde olduğunu açıklamıştı.

Wilders bir taraftan İslam’ın kutsal kitabını Hitler’in Kavgam kitabına benzeterek Müslümanları düşmanlaştırırken, diğer taraftan da Hollanda medyası tarafından hazır cevaplılığı nedeniyle ‘Yılın Politikacısı’ ödülünü alabildi.

Ödüllendirilen bu özelliğini de çoğu zaman İslam ve göçmen karşıtı düşüncelerini aktarırken kullandı.

Politikacı, ırkçı olduğu şeklindeki yorumlara karşı çıkıyor ve yalnızca “Hoşgörüsüz olana karşı hoşgörüsüzüm” diyor.

Her ne kadar 2012 yılında yapılan son genel seçimde partisi dokuz milletvekilliği kaybetse de, Wilders önderliğindeki Özgürlük Partisi 15 Mart’ta yapılacak seçimler öncesi anketlerde kıl payı da olsa önde görünüyor.

Wilders’in tartışmalı siyasi demeçleri ile anketlerdeki hareketliliğin paralellik gösterdiği yorumları da sıklıkla dile getiriliyor.

15 Temmuz’da darbecileri destekledi

Açıklamalarında ülkedeki problemlerin nedeni olarak sık sık Fas ve Türkiye kökenlileri gösteren Wilders, son olarak Türk büyükelçiliği önünde “Uzak dur, bu bizim ülkemiz” yazılı pankart açarak ülkeye kampanya ziyareti yapmak isteyen Türk politikacıları hedef almıştı.

Hollandalı aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) lideri, 15 Temmuz’da Türkiye’de yaşanan darbe girişiminin başarısız olmasına da üzüldüğünü söylemiş, “Askeri rejim, her halükarda Erdoğan’dan iyidir” demişti.

‘Vatanseverlik Baharı’ tanımı

Wilders, İngiltere’nin AB’de ayrılmasıyla sonuçlanan Brexit referandumu ve sonrasında Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi ile devam eden süreci ise ‘Vatanseverlik Baharı’ olarak tanımlıyor.

Wilders eğer seçilirse ülkesini AB’den çıkartmaya yönelik süreci başlatacağını ve ülkeyi ayrılmayı oylama referandumuna götürmeyi de vaad ediyor.

15 Mart’taki genel seçimler öncesinde ise Vatanseverlik Baharı’nın ne kadar oy alacağını, Hollanda’nın keskin bir sağ dönüş yapıp yapmayacağını tüm Avrupa ve hatta dünya merak ediyor.

Kaynak: BBC Türkçe

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?