logo

Solcu gençler şimdi ne yapacak?

sgenc

Fikir Kulüpleri Federasyonu, Haziran Direnişi’nin ikinci yılında “Gençliğin Haziran Tezleri”ni yayımladı.

FKF tezlerinde, “Gençliğin iradesi tabuları yıkacak, solu toplumsal ve etkili bir güce dönüştürecek yolu açacaktır” denildi.

İşte o açıklama…

Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF), 2013 Haziran’ında Gezi Parkı’nda başlayıp Türkiye’ye yayılan Haziran Direnişi’nin ikinci yıldönümünde “Gençliğin Haziran Tezleri”ni yayınladı. 10 maddeden oluşan ve Türkiye değerlendirmesi, somut öneriler ve talepler içeren tezler şöyle:

“1) Haziran Direnişi’yle AKP iktidarını titreten halk, eşitsiz koşullara, provokasyonlara ve hilelere rağmen 7 Haziran’da AKP iktidarına sandıkta da sert bir tokat attı. Seçim sonuçlarının ortaya koyduğu tablo AKP ve Erdoğan iktidarının yolun sonuna yaklaştığını gösteriyor.

2) Cumhurbaşkanı sıfatıyla meydan meydan dolaşan, AKP’ye oy çağrısı yapan Erdoğan, seçim yarışının içinde yer aldı ve kaybetti. Sonuçlar, Erdoğan’ın başkanlık hayalini gündemden düşürdü. Cumhurbaşkanlığı koltuğundaki meşruiyetini ise ortadan kaldırdı. Erdoğan, derhal istifa etmeli ve Cumhurbaşkanlığı makamını boşaltmalıdır.

3) AKP’nin sandıkta geriletilmesi önemlidir. Ancak bu kadarıyla yetinilmemeli, meclisteki hakimiyetini kaybeden AKP’den 13 yıldır Türkiye ve bölge halklarına karşı işlediği suçların, yolsuzluk ve hukuksuzların hesabı sorulmalıdır. TBMM, AKP’nin istikrar demagojisine ve şantajlarına boyun eğmemeli, bu parti yalnız bırakılmalıdır. AKP’deki gerilemenin bir yok oluşla sonlanması, ülke ve bölge için istikrarın da ön koşuludur.

“KAÇAK SARAY DERHAL BOŞALTILMALIDIR”

4) Fikir Kulüpleri Federasyonu, TBMM’nin derhal toplanması ve aşağıda ifade edilen adımlardan başlanarak AKP döneminde halktan çalınan her şeyin geri alınması için çağrı yapmaktadır ve bu çağrının takipçisi olacaktır:

– Kaçak Saray derhal boşaltılmalıdır. Yargı kararları uygulanmalı ve bu kaçak yapı yıkılmalı, Atatürk Orman Çiftliği’nin arazisi geri verilmelidir.

– Seçim barajı kaldırılmalı, seçim sistemindeki eşitsizlikler giderilmelidir.

– Kapatılan tüm yolsuzluk dosyaları yeniden açılmalı, başta Tayyip Erdoğan olmak üzere hakkında yolsuzluk iddiaları bulunan tüm AKP’liler için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalıdır. Suçlular Yüce Divan’da ve bağımsız mahkemelerde yargılanmalı, kendilerinin ve yandaşlarının tüm mal varlıklarına el konulmalıdır.

– Ulusal ve uluslararası hukuka aykırı olarak devam eden Suriye’ye silah ve cihatçı akışına derhal son verilmelidir. Yakalanan MİT TIR’ları ile suçları bir kez daha açığa çıkan Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Hakan Fidan başta olmak üzere tüm savaş suçluları yargılanmalıdır.

– Başta Gezi olmak üzere tüm halk eylemlerinde gerçekleştirilen polis şiddeti ve bu şiddetin siyasi sorumluları derhal soruşturmaya tabi tutulmalı, hukuksuzca hapiste tutulanlar serbest kalmalı, biber gazı yasaklanmalı, İç Güvenlik Paketi geri çekilmelidir.

5) AKP’ye ve onun iktidar anlayışına karşı tavrını, 2013 Haziran’ında ve son seçimlerde ortaya koyan halkımız, artık ülke siyasetinde belirleyici bir özne olabileceğini gösterdi. Kimse halka sırtını dönecek ya da onu hafife alacak hesaplara girişmemelidir. Gerileyen AKP’nin yok oluşa götürülmesi, halk faktörünün örgütlü kılınmasıyla ve sahnedeki yerini sağlamlaştırmasıyla mümkündür. Türkiyeli devrimciler bu sorumluluktan kaçmamalı; Haziran’da kendini gösteren kadınların, liseli ve üniversiteli gençlerin, güvencesiz çalışanların, beyaz yakalıların, işsiz yığınların, Alevi ve Kürt yoksullarının taleplerinin temsiliyetini kazanmalı ve sınıf perspektifini merkeze alan bir mücadelenin parçası haline getirmelidir.

“SOSYALİSTLER BU OLANAĞA GÖZÜNÜ DİKMELİ”

6) AKP’de temsil edilen zihniyetin siyasal alandan bütünüyle silinebilmesi, işçi sınıfının örgütlü ve etkili bir güç olarak siyaset sahnesindeki yerini almasıyla mümkündür. Haziran Direnişi ile birlikte hakkını arayan bir halk faktörünün ortaya çıkışının sonuçları, işçi sınıfı mücadelesinde de görülmeye başlandı. Metal sektöründeki direnişler bu anlamda yeni bir dönemin işaretlerini ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte farklı sektörlerde yaşanması olası bu tür patlamalara hazırlık yapılmalı, bu duruma müdahale için gerekli örgütsel ve siyasal birikim şimdiden oluşturulmalıdır.

7) AKP’nin geriletilmesini mümkün kılan temel faktör Haziran Direnişi’nin ortaya çıkardığı kültür ve toplumsal değerlerdir. Önümüzdeki dönemde devrimciler bu kazanıma sahip çıkmalı ve onun temsiliyetini elde etmelidir.

– Haziran Direnişi’nin en önemli kazanımlarının birisi de cumhuriyetin ve laikliğin halkçı bir içerikle siyaset sahnesinde yerini alması oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren bu değerlerin temsil hakkı büyük ölçüde devlete aitti. Siyasetteki yeri de devlet tarafından belirleniyordu. Ancak, düzen içi aktörlerin ve devlet içerisinde cumhuriyetin ve laikliğin sahibi olarak görülen kurumların gerici saldırıya direnç oluşturamaması, “cumhuriyet” ve “laiklik” taleplerinin bizzat halk tarafından siyasete taşınmasına olanak sağladı. Sosyalistler bu olanağa gözünü dikmeli, bu taleplerin temsilcisi olmalı, amasız ve fakatsız sahiplenmelidir. Halkçı karakter bu sayede kalıcı ve örgütlü hale getirilebilir.

– Haziran Direnişi’nin bir diğer önemli sonucu ise aydınlanma ve özgürlük arasında kurulan ilişkidir. 12 Eylül’ün ardından gelen liberal saldırı ile birlikte tarihsel anlamına yabancılaşan özgürlük kavramı, Haziran’la birlikte gerçek anlamına kavuştu. Birleşik Haziran Hareketi’nin öncülüğünde 13 Şubat’ta gerçekleşen laik eğitim boykotu, laiklik ve özgürlük arasında etkili bir ilişki kurulduğunda kitlesel karşılık alınmasının hiç de zor olmadığını gösterdi.

– Haziran Direnişi ve seçim süreci, devrimciler için ‘bayrak’ konusunu bir tartışma olmaktan çıkardı Haziran’da AKP’ye karşı direnişin simgesi olarak halkın eline geçen bayrak, seçim sürecinde Türk ve Kürt halklarının eşit yurttaşlık zemininde birlikteliğinin de simgelerinden biri haline geldi. Daha önce 29 Ekim’de ay yıldızlı bayrakla yürüyen, Kobane’yle dayanışma eylemlerinde ay yıldızlı bayrağı, Suriye ve Rojava bayraklarıyla yan yana yükselten FKF, ‘bayrak’ başlığında Kürt siyasi hareketinin seçim sürecinde attığı adımları bu konudaki sorunun artık tamamen çözülmekte olduğunun işaretleri olarak görmektedir.

– Haziran’da sokağa çıkan milyonlar AKP iktidarının Suriye’ye yönelik saldırgan ve mezhepçi politikalarının da karşısında yer aldı. Türkiyeli sosyalistler, yükselen barış talebinin taşıyıcısı olmalı, bölgedeki ilerici, seküler ve anti-emperyalist güçlerle yan yana gelmelidir. Emperyalizmin bıraktığı boşluklar ve bütünlüklü strateji yoksunluğu, bölgedeki ilerici ve anti-emperyalist öznelerin yakın işbirliği neticesinde dengelerin değişebileceği bir olanak anlamına geliyor. Türkiye devrimci hareketi, böyle bir cephenin kuruluşuna öncülük edebilir ve etmelidir.

8) Devrimcilerin önünde geniş halk kesimlerini örgütlü kılacak bir açılımın yapılması görevi vardır. AKP’ye karşı elde edilen mevzilerin kalıcılaşması ve bu partinin yok oluşa sürüklenmesi halkçılığın devrimci bir içerikle buluşturulmasıyla mümkündür. Bu anlamda;

– Halkın somut talepler çerçevesinde örgütlenmesi ve bu taleplerin sürekliliğini sağlayacak mekanizmalar yaratılması, kendiliğinden ortaya çıkan örgütlenme pratiklerinin ileriye taşınması hedeflenmelidir. Toplumsal talepler çerçevesinde halkın içerisinde kökleşen siyasi mekanizmalar ve örgütlenme/dayanışma ağları kurmayı önüne koyan bir tarz, siyasi mücadelenin parçası haline getirilmelidir. Bu tarzın en önemli hedefi Gezi’de ortaya çıkan tablonun önemli eksiklerinden biri olan örgütsüzlüğün giderilmesi olacaktır.

– Bu ihtiyacı karşılamak için Birleşik Haziran Hareketi’nin işleyiş tarzındaki boşluklar vakit kaybetmeksizin giderilmeli, aşağıdan yukarı tüm kurullar seçimle yeniden oluşturulmalı ve hızlı hareket etme yeteneğine sahip olması hedeflenmelidir. BHH’nin topluma seslenme kanallarını güçlendirmesi, daha etkili ve dinamik bir siyaset yapabilmesi için gençliğin daha fazla rol almasına, gençleşmeye ihtiyaç vardır. FKF üyeleri bu doğrultuda sorumluluk almaya, BHH’ye tüm güçleriyle destek olmaya hazırdır.

-Gelecek dönemde kazanabileceğimizi, yönetebileceğimizi, yapma, yaptırma ve yaptırmama gücümüzün olduğunu ispat edecek örneklerin artırılması önemsenmelidir. Bu doğrultuda Ovacık örneğinde olduğu gibi solun idari olarak yönetebileceği alanların, benzeri kazanımların nasıl yaratılabileceğine dair şimdiden hazırlık yapılmalıdır. Solun bu anlamda idari olarak olmasa da siyasi olarak yönetebileceği yeni alanların olduğu da bilinmeli, alternatif meclisler kurulmalı, yönetme iddiası siyasi olarak gösterilmelidir.

– Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun 9 Mayıs’ta Harbiye’de binlerce gencin bir araya gelişiyle kuruluşunu duyurduğu Gençlikle Dayanışma Derneği (GDD), bahsedilen dayanışma ağları boşluğunu dolduracak en önemli araçlardan biri olacaktır. Okul parasını çıkarmak için inşaatlarda hayatını kaybeden, kafelerde esnek çalışma saatleri ile çalışmak zorunda kalan gençliğin barınma ve burs başta olmak üzere temel sorunlarına GDD dayanışma içinde çözümler bulacak, bu konuda emsal oluşturacaktır. Dayanışma ağları solun bütününe yayılmalı ve genişletilmelidir.

9) Solun daha fazla zaman kaybetme hakkı yoktur. Geçmiş dönemin başarısızlıklarının önemli nedenlerinden biri olan 12 Eylül referansları ile düşünme alışkanlığı hızla terk edilmeli, kaybetmemeye değil kazanmaya dönük bir tarz hakim olmalıdır. Haziran Direnişi’ne giden sürecin sonucunda ortaya çıkan Haziran Kuşağı, bahsedilen tarzın temsilcisi olmayı şimdiden başarmıştır. Kazanma inancına sahip olan ve halka da bu inancı aşılayabilecek bir solun yaratılması ancak gençliğin toplumsal alandaki etkisinin siyasal alana doğrudan yansıması ile mümkün olacaktır.

10) Çalışan öğrencilerin ve genç işsizlerin sayısındaki artış; işçi sınıfı mücadelesine bir gençlik aşısı yapmak, mücadeleyi dinamik ve cesur kılmak için önemli bir olanak sunuyor. Sayılan kesimler arasındaki bağı kuvvetlendirecek modeller kurulmalı, somut olarak kentlerin içerisinde gençlik merkezleri inşa edilmeli, diğer örneklerdeki gibi bu alanda da birlikte mücadelenin yolları bulunmalıdır. FKF, kendi kuruluş mantığı itibariyle şimdiye kadar bu konudaki tüm girişimlere yakın duracağını, kapılarının da mücadele örgütlerine kayıtsız şartsız açık olduğunu ifade etti ve etmeye de devam edecektir. Gençliğin iradesi tabuları yıkacak, solu toplumsal ve etkili bir güce dönüştürecek yolu açacaktır.”

Detay:Sözcü


Etiketler: » » » »
Share
#

SEN DE YORUM YAZ