logo

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a çok sert cevap!

kılıçdaroğlu

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu CNN Türk canlı yayınında gazetecilerin sorularını yanıtlayarak, Erdoğan’a çok sert cevaplar verdi.

Şirin Payzın’ın CNN Türk ekranlarında konuğu olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisi için söylediği sözlere cevap verdi. Kılıçdaroğlu “altın kaplama klozet” polemiği hakkında sert ifadeler kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda altın kaplama klozet iddialarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Bana şunu dedirtecekler, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni ne zaman gezdin, ne zaman temizledin de altın kaplama klozeti gördün?” demesiyle ilgili konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, “Tuvalet temizleyerek evini geçindiren tüm emekçileri gözlerinden öpüyorum, bu ona yeter” dedi.

CHP liderinin iddiasına katıldığı bir televizyon programında yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, altın kaplama klozet iddiasıyla ilgili olarak Kılıçdaroğlu’nu saraya davet edip inceleme yapması için talimat verdiğini söylemişti.

Resmi davete, CHP’den “Kılıçdaroğlu kaçak saraya gitmez” cevabı gelmiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan Iğdır mitinginde, “Bana şunu dedirtecekler, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni ne zaman gezdin, ne zaman temizledin de altın kaplama klozeti gördün?” demişti.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın bu sözlerine CNN Türk’te yayınlanan “Ne Oluyor” programında yanıt verdi.

İşte Kılıçdaroğlu’nun o konuşması;

“Siyasete girerken halka inandığım doğruları söyleyeceğimi söyledim. Altın kaplamalı klozetin fotoğrafları gazetelerde çıktı. Bir kişi çıkıp da altın kaplı klozet yapıyorsa ben bunun hesabını sormayacak mıyım? Ben saray, şu, bu demedim. Ankara’daki beyler altın kaplı klozetler yaptırıyorsa birinin bunu düşünmesi lazım. Beyefendi üzerine alınmış. Muhatap almıyorum. Cezai ehliyeti olmayan birini muhatap almıyorum. Bugün kullandığı dil nefret dilidir. Bu kandil gecesinde. Tuvalet temizleyip ekmek parası kazanan tüm emekçilerin gözlerinden öpüyorum: O özellikle benimle tartışmak istiyor. Hiç aklına geliyor mu kim yaptı bunu? Neden hesabını sormayalım bunun? Ben sorunca da bağırıyor.”

“Bunların yaşadığı şafatafta bakın. 17 milyon yoksul var. Siz altın kaplamalı klozet yaptırıyorsunuz: Ben bu insanların hesabını sormayacak mıyım. Beyefendi üzerine alınmış. Üzerine gideceğim bunun. Saraya beni davet ediyor. Hukuk üstünlüğüne inanan, ettiği yemine sadık kalan Cumhurbaşkanı kaçak olan bir sarayda oturmaz. Ne yapacak bin yüz odalı yerde?”

Kılıçdaroğlu, katılımcıların bu yöndeki sorularını devam ettirmesi üzerine şöyle devam etti: “Bu kadar yeter. Çünkü o benimle tartışmak istiyor. Niye tartışayım ben onunla. Bu ülkede dünya kadar sorun var. İsraf. Allah aşkına altın kaplamalı klozet israftır. Hiç aklına geliyor muydu? Kim yaptı bunu? Niye hesabını sormuyor, ben sorduğumda da neden bağırıyor? Gazetelerde bunun ayrıntıları var. Kim yaparsa yapsın, onu yapan kişi şu an ödüllendiriliyor mu? O kişi şu anda görevinin başında mı değil mi? Dönemin metaforu. Hani sayın Arınç diyor ya…. Bu kadar israf olmasaydı vergi toplamaya bile gerek kalmazdı. Bunların şatafatına bakın, lale devrini yaşıyorlar. 17 milyon yoksulu var ülkenin. Siz, altın kaplamalı klozet yaptırıyorsunuz. Ben buna isyan etmeyecek miyim? Beyefendi üstüne alınmış, neyine alınırsa alınsın. Üstüne gideceğim bunun. Saraya beni davet ediyor. Hukukun üstünlüğünü savunan bir cumhurbaşkanı, ettiği yemine sadık kalan bir cumhurbaşkanı, kaçak olan bir sarayda oturmaz.”

“YAPTIĞIMIZ MUHALEFET YETERLİ Mİ DEĞİL Mİ TARTIŞILIR”
Kılıçdaroğlu, “Siz muhalefette olmasanız, ne olurdu, muhalefette olarak neleri engellediniz, yani siz olmasaydınız bu ülke daha ne kadar kötü olabilirdi?” şeklindeki soruyu da şöyle yanıtladı: “Çok şeyi engelledik. Başta savaşı engelledik. ABD askerleri Türkiye üzerinden Ortadoğu’ya gidecekti, onu engelledik. Hukuksuz yapılacak bir çok şeyi engelledik. Ekonomiden sosyal yaşama kadar bir çok sıkıntıyı engelledik. Vatandaşın yoksulluk sorunlarını hükümete taşıdık, halkın yanında olduk. Yaptığımız muhalefet yeterli mi değil mi tartışılabilir. Ben şunu çok iyi biliyorum; yaptıklarımızı anlatmanın yolu medyadır. Bu kadar baskının olduğu yerde istediğimiz kadar bağıralım, sesimiz ne kadar duyulabilir bilmiyorum ama inandığımız her şeyi anlatmaya çalıştık.”

Geride kalan 13 yılda yoksulluğun arttığını ileri süren Kılıçdaroğlu, geçmiş 13 yılın tablosunun herkes tarafından önüne konmasını ve bu doğrultuda sandığa gitmesini istedi.

SEÇİM GÜVENLİĞİ
Kılıçdaroğlu, seçim güvenliğine de değinerek halkın taşıdığı kaygıların sadece Türkiye’de değil, AB’nin de hakim olduğunu iddia etti.

Seçimlerden kaygı duyulmasının esas nedenin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, “YSK ettiği yemine sadık kalan bir kurul değildir. YSK yargıçlardan oluşan bir kurul olması gerekirken çok özür dileyerek söylüyorum, siyasal iktidardan ve onların beklentilerinden yola çıkarak karar alan bir kurul haline gelmiştir. 2 üye muhalefet şerhi verdi, onları bunun dışında tutuyorum. Sayın Erdoğan, TBMM’ye geldi, tarafsızlığı üzerine namusu ve şerefi üzerine yemin etti. Şimdi tarafsız mı? Değil” dedi.

Bir cumhurbaşkanına tarafsızlığını hatırlatması gereken mercinin yargı olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, bu erkin şu an için sınıfta kaldığını savundu.

Sandıklara sahip çıkacaklarını, bu konuda avukatlarla, STK’larla işbirliği içerisinde olacaklarını anlatan Kılıçdaroğlu, “Tüm ayak oyunlarına rağmen halka çağrım şu; ne olursa olsun sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Biz sandıklara sahip çıkacağız. Ben sandıklara sahip çıkma konusunda tüm örgütü uyardım. Çünkü süreç, çok kritik. Dolayısıyla sandıklara sahip çıkmak hepimizin görevi.”

BİRİLERİNİN SİYASİ FANTEZİSİ
“Suriye konusunda yanlış bir politika izlendiğini vatandaş da biliyor artık. Kan akıyor oluk oluk. Ben MİT tırlarının, yani Suriye’ye silah götürenlerin devletin politikası olarak götürüldüğüne inanmıyorum. Milli Güvenlik Kurulu’nda da görüşüldüğünü düşünmüyorum. Birilerinin siyasi fantezilerini yapmak için boyunu aşan işlerdir. Valinin haberi var mı? Savcının, askerin haberi var mı? Yok. Devletin işi olsaydı, tırlar oradan geçseydi kimse müdahale etmezdi. Ama bu olmadı. Hiçbirisi olmadı. MİT’in içinde bir kanat… Erdoğan, Davutoğlu ve Katar. Silahları getirdiler, Türkiye üzerinden geçirdiler. Merak ediyorum, ne dediler ‘insani yardım’ dediler. Doğruyu söylemediler. Ne oldu? Silah olduğu ortaya çıktı. Bir gazetecilik örneği yapıldı silah olduğu fotoğrafları belgeleri ile kondu. Şimdi gazetecileri suçluyorlar. Yalanınız ortaya çıktı diye mi suçluyorsunuz? Kendi ayıbınızı örtmek için gazeteci suçluyorsunuz. ‘Devlet sırrı’ diyorlar. Bütün dünyanın bildiği devlet sırrı mıdır?” diye konuştu.

Etiketler: » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+2 = ?