logo


Kendimi seyrederken yoruluyorum!!

eceuslu110 yıl sonra yeniden Gaziantep’e döndü Ece Uslu. Zerda dizisini çektiği yıllardaki gibi, aynı otele yerleşti, aynı havayı soludu ve halkla bütünleşti yeniden. Uslu’nun Yavuz Bingöl’le olan işbirliğine Özcan Deniz de katıldı şimdilerde… Karagül dizisinde şehirli kadın Ebru’nun sıcak hikâyesini bir de Ece Uslu’nun ağzından dinlemek istedik. Başarılı oyuncu hem setten hem de gelecek planlarından bahsetti…

– Dizinin çekimleri Gaziantep’te gerçekleşiyor. Oradaki hayata ayak uydurabildiniz mi?
Gaziantep’te 10 yıl önce Zerda dizisini çekmiştik. O dönem iki sene kalmıştım. Onun için yabancılık çekmedim ve yine o zaman kaldığımız otelde kaldım. Tabi ki 10 sene içerisinde Gaziantep’in ne kadar değiştiğini de gözlemledim. Gerçi çalışma tempom yüzünden çok fazla gezme imkânı bulamıyorum.

– Setin İstanbul dışında olması sosyal yaşantınızı etkiliyor mu?
Sosyal yaşantımı olumlu yönde etkiledi diyebilirim. Çünkü biraz olsun şehir hayatından uzaklaşmak istiyordum. Bu anlamda keyfim yerinde ama özel işlerimi halletmek konusunda açıkçası biraz sıkıntı yaşıyorum. Ailem ve arkadaşlarımdan uzak kalmam dışında bir sorun yok ama İstanbul’da da çekilseydi zaten yoğun tempo sebebiyle aynı sorunu yaşayacaktım.

– Oradaki halkın diziye olan ilgisi nasıl?
Yöre halkının ilgisi çok fazla ve herkes diziyi çok beğeniyor. İnsanlar Ebru karakterine ve onun hikâyesine inandılar ve etkilendiler. Gittiğimiz her ortamda bunu dile getiriyorlar hatta her daim sete ziyaretimize geliyorlar.

– Özcan Deniz dizinin ilk bölümünde gözüktü sonrasında ise kayboldu. Ortaya çıkıp çıkmayacağı herkes tarafından merak ediliyor. Deniz diziye tekrardan geri dönecek mi?
Her şey mümkün. Bu olasılık da plan dâhilinde. Sezonda neler olur hep birlikte göreceğiz.

KAŞLARIMIN KALINLIĞINDAN BENDE EPEY RAHATSIZIM

– Dizideki kalın kaşlarınız da oldukça eleştiriliyor. Eleştirileri dikkate almayı düşünüyor musunuz?
Evet, aynı fikirdeyim. Ebru şehirli bir kadın, bu kadar kalın ve koyu renk kaş eleştirilere yol açtı. Ben de bundan çok rahatsızlık duyuyorum ve böyle olmasından yana değilim. Hatta gelen tepkilerde konak kadınlarının fazla şehirli gözükmesi, saç şekilleri ve kaşları da eleştiriliyor. Çok fazla modern olduğu konuşuluyor. Daha önceki sorunuzda belirttiğim üzere özel işlerimi maalesef Antep’te yoğun çalışma tempomdan dolayı gelemediğimden yetiştiremiyorum demiştim. Uzun zamandır kaşlarımı çok ince halinden biraz daha kalın hale getirmek için uğraşıyordum ve maalesef İstanbul’a çok sık gelemediğim için bu durumla ilgilenemedim. Şimdi tatile girdiğimiz için bu durumu çözüyorum. Kaşlarımın normal hale dönmesini inanın herkesten çok ben istiyorum (Gülüyor)

– Yavuz Bingöl’le bu üçüncü diziniz. Bu iş birlikteliğiniz size neler kattı?
Yavuz çok sevdiğim bir arkadaşım, dostum ve güzel yüreğe sahip bir insan. Dolayısıyla pozitif bir enerjiyle çalışıyoruz sette. Bunun da işimize yansıdığı açıkça ortada.

MÜKEMMELLİYETÇİ BİR YAPIM VAR

– Kendinizi televizyonda izlemeyi seviyor musunuz?
Bu değişiyor. İşin totalini seviyorum ama kendimi çok fazla eleştiren bir yapıya sahibim. Bu yüzden kendimi seyrederken çoğu zaman yoruluyorum diyebilirim. Saçıma, makyajıma, oyunuma ve senaryoya dair sayısız eleştirim oluyor. Bu sanırım biraz fazla mükemmelliyetçi yapımdan kaynaklanıyor.

– Rol yaparken ve gerçek hayatta yaşarken, karakter farklılığı yaşıyor musunuz?
Hayır… Ben profesyonelim ve hiçbir zaman hayal ürünü ile gerçeği karıştırmam. Bu biraz şizofreniye giriyor. Bu aslında bazen halkın bizi o karakterler sanmasına benziyor. İş biter, Ece kendine döner (Gülüyor)

– Sizi basında da çok fazla görmüyoruz. Bilinçli bir tercih mi bu?
Meslek hayatım boyunca hep işimle ön planda olmayı tercih ettim. Özel hayatım bana ait ve kimsenin benim yaşantımı en ince detayına kadar bilmesi, öğrenmesi gerektiğini düşünmüyorum. İster istemez bazen yolda yürürken ya da bir yere gittiğimde izin alınmadan fotoğraflarımız çekiliyor ya da mikrofon tutuluyor. Bu da beni rahatsız etmiyor değil. Sonuçta ben de bir insanım ve rahat bir şekilde kendi hayatımı yaşamak isterim. Mesela şu an sizinle yaptığımız röportaj ya da davet edildiğim televizyon programlarının insanların beni tanıması için yeterli olduğunu sanıyorum.

– Kişiliğinizi nasıl tanımlarsınız?
Ben, uyumlu, duygusal, sevecen, disiplinli, işini ciddiye alan, çalışkan, sorumluluk sahibi, ev hayatını seven, içi dışı bir, net, titiz, detaycı, dobra, sevdiğini sahiplenen, dostlarıyla keyifli vakit geçirmekten hoşlanan, doğayı ve hayvanları seven ve asla yalana ve haksızlığa tahammül edemeyen biriyim. Sevdim mi severim, sevmedim mi sevmem ve bu halimi de insanlar hep bilir zaten. Bir de yalana ve haksızlığa gelemediğimden ve sabırlı olduğumdan hep içime atarım ama bu sebepten bir anda parlayıp sönen bir tarafım da vardır. Belki biraz bu yönümü törpülemem gerekiyor.

HAYATA DAİR KORKULARIM VAR

– En son neye şaşırdınız? Geçmişte pişmanlık duyduğunuz yaptığınız ya da yapamadığınız herhangi bir şey oldu mu?
Elbette Gezi Parkı olayı beni çok şaşırttı. Halkın, özellikle yeni kuşak gençliğin uyanışı ve bir anda tüm halkın buna olan katılımı… Son zamanlarda beni en mutlu eden şey oldu. Çok zor günler geçiriyoruz ama bunun sonunun çok güzel yerlere gideceğini düşünüyorum. Bu olayları güzel bir gelecek için hepimizin yaşaması gerekiyor ve öyle de oldu. Hepimiz insanız ve hepimiz hatalar yapmak üzere geldik bu hayata. Elbette benim de hatalarım ve pişmanlıklarım oldu ama önemli olan bunlardan ders çıkarabilmektir.

– Mesela sizi son zamanlarda en çok ne korkutuyor?
Dünyanın gitgide insanların birbirini anlamadığı, çatıştığı bir yer haline gelmesi, çevrenin kirletilmesi, doğal kaynakların adaletsizce tüketilmesi ve hepimizin ihtiyacı olan yaşam kaynaklarının hızla bitirilmesi beni korkutuyor. Bu yüzden doğayla daha barışık, tüketim toplumunun dinamiklerinden mümkün olduğunca kurtulmuş bir hayat umut ediyorum. Benim konumumdaki biri için zor görülüyor belki ama imkânsız değil. Çünkü aslolan, televizyon dünyası, popülerlik, alışveriş merkezleri değil insan gibi hissetmek ve yaşamak.

ÇÖKÜKLÜK İÇİN GÖZALTIMA IŞIK DOLGU YAPTIRDIM

– Kendinizde fiziki olarak değiştirmek istediğiniz bir şey var mı?
Eski sporcuyum ve tekrar spor yapmak istiyorum. Maalesef yoğun çalışma temposu bunu etkiliyor. Umarım yeni sezonda daha düzenli bir çalışma ortamımız olacak ve spora tekrar başlayacağım. Bunun dışında gözaltım yapısal olarak çöküktü ve doğal olarak yaş ilerledikçe ve uykusuz çalıştığımız için çok daha yorgun görünmeme sebep oluyordu. Şans eseri bunun çaresini buldum ve gözaltıma ışık dolgu yaptırdım. Bu da şu an benim işim adına olumlu bir gelişme oldu. Bunların dışında şu an için fiziki olarak değiştirmek istediğim bir şeyim kalmadı.
Kaynak Aksam.com.tr

Etiketler:

Share
#

SEN DE YORUM YAZ

4+10 = ?