logo

18 Eylül 2016

Fatih Ürek nasıl zayıfladığını anlattı

fatih-urek-nasil-zayifladigini-anlatti

Gece eğlenmek için dışarı çıkanların neredeyse tamamının ilk adresi Fatih Ürek sahnesi… 32 yıldır yılan dansıyla, şovuyla, sesiyle mıknatıs gibi çekiyor insanları. O aynı zamanda tiyatro eğitimi almış çok iyi bir oyuncu. Kendisiyle Bodrum’da, havuz başında bir araya geldik ve çocukluğunu, sahne hayatını, Zeki Müren’le ilginç anısını konuştuk.

* Maşallah, tığ gibi olmuşsun. Şahane görünüyorsun. Kaç kilo gitti ameliyattan bu yana?
– Toplamda 30 küsur. Fazla geldi bana ama. Hortlak gibi oldum. Bunun 6-7 kilosunu bilerek geri aldım. Dondurma, çikolatayı hiç bu kadar kolay yememiştim.

* Sen mide ameliyatı sonrası talihsiz şeyler yaşadın ama…
– Evet, zor bir dönem geçirdim, ameliyattan sonra komplikasyon oldu. Midemde kaçak oluştu. Diyabetten dolayı da kolay iyileşemedim. Dört-beş ay sürdü, epey kötüydüm.

* “Buraya kadarmış, ben bu dünyadan gidiyorum” dedin mi?
– Dedim, hatta dostlarım ve menajerim “eyvah gidiyor” dedi. Annemle ablam da hastaydı o dönem üstelik

.1

ÖLÜME YAKLAŞINCA HER ŞEYİN BOŞ OLDUĞUNU ANLADIM

* Hayata senin kadar bağlı birinin ölüme bu kadar yaklaşması nasıl oldu?
– Hiçbir şey gözünüzde olmuyor. Sadece öldükten sonra ne olacak diye düşünüyorsunuz. Bir de sevdiklerini arkada bırakmak zor geliyor. Her şeyin boş olduğunu anlıyorsun. Gezmek, tozmak, giyinmek, yemek içmek hepsi boşmuş.

* Tünelin sonundaki ışığı gördükten sonra insanların hayatları değişir. Sende değişen şeyler oldu mu?
– Ben çok naif bir insanım normalde. Pozitifim, olaylara ılıman bakarım. Ama o süreçten sonra sertleştim. Kendime doğruları söylemeye başladım. Çünkü en çok kendimize yalan söyleriz. Ben de mutlu olmak için kendime çok yalan söyledim.

* Pollyanna’cılık var sende.
– Evet. Pollyanna’cılık oynamayı çocukluğumdan beri çok severim.

* Neler yaşadın çocukluğunda?
– Çocukluğum zor geçti. Çok küçük yaşlarda babamın işini kaybetmesi bizi çok etkiledi. Küçüktüm, 4-5 yaşında falan. Yeni bir hayata başladık. Annem üç kızdan sonra beni çok el bebek gül bebek büyütmüş. Kızları evde bırakıp beni gezmeye götürürmüş bana bir şey olmasın diye.

2

BABAM VEFAT EDERKEN BENDEN ÖZÜR DİLEDİ

* Nasıl bakıyorsun erkek çocuklarına olan bu ilgiye, ayrımcılığa?
– Yanlış. Babamın ilgisizliğinin de çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Babam vefat ederken bunun pişmanlığını dile getirdi; “Sana hiçbir şey yapamadım, özür dilerim” dedi.

* Neden böyle davrandı sence?
– Onun da kişisel problemleri vardı. Alkol özellikle… İflastan sonra Erzurum’dan Bursa’ya gelmişiz.

* Erzurum’u hatırlıyor musun?
– Ben Erzurum’u 1981 senesinde Devlet Tiyatroları turnesinde görmüştüm. Matine-suare arasında. Hiç bilmiyorum onun dışında.

* Bursa’daki çocukluğun nasıl geçti?
– Annem dominant bir kadındı. Özellikle benim üstümde. Çok arkadaşım yoktu. Kendi halimdeydim hep. Pısırık, ürkek, utangaç bir çocuktum. Şimdi daha
bir kendimden eminim.

* Ne zaman kilo almaya başladın?
– 30 yaşından sonra çok kilo aldım. Gece hayatının dibine düşmüştüm. Ful çalışıyordum. Saçma sapan ortamlar, insanlar. Alkol de aldım tabii. Şu an hiç kullanmıyorum zaten.

* Bursa’daki çoçukluğunda böyle bir hayat hayal ediyor muydun?
– Arkadaşım yoktu. Kendi kendime sahneler kuruyor, tiyatrolar yapıyordum. Hayatımda hep ışıklar ve sahne vardı. Televizyona hayranlıkla bakardım. 11 yaşındaydım, bir gün tiyatro afişlerine bakarken içeri girdim ve o manzara karşısında büyülendim. İlk seyrettiğim oyun beni büyüledi. İlk tiyatroyla
başladım zaten.

* Ailen nasıl karşıladı?
– Babam ilgisizdi.

BABAM ANNEMİ DÖVÜNCE KORKUDAN FELÇ GEÇİRDİM

* Babanın anneni dövmesinden etkilenip felç geçirdiğin doğru mu?
– Doğru. Babam alkollü haliyle annemi döverken o kadar korkmuşum ki… Yatağa yatırdılar beni, bir daha da kalkamadım. Ayaklarım tutmadı. Okula falan gidemedim. Epey sürdü.

* Kadına şiddetin en büyüğünü yaşadın yani.
– Tabii, âlâsını yaşadım. Rahmetli annem çok büyük şiddet gördü. Doğu kökenliyiz, orada daha çok oluyor. İnanılmaz bir güç gösterisi, kadına büyük eziyet. Doğudan batıya göç başlayınca burada da yaşanmaya başladı.

* İnşallah biter kadına şiddet… Tiyatroya dönelim. İlk sahneye çıkışın tiyatrodaydı, öyle değil mi?
– Ahmet Refik Paşa Bursa Devlet Tiyatrosu’nda tiyatro eğitimi aldık. Çok iyi hocalardan eğitim aldım. Cüneyt Gökçer, Mahir Canova gibi isimlerden. Shakespeare oynadım.

* Şarkı söylüyor muydun?
– Söylerdim. Müzikaller yapardık. Bale yaptık. Bale hocamız Tülin Oral “Çok güzel dans ediyorsun” derdi bana. Sesimi ilk keşfedenlerden birisi şan hocamız Aydan Şener’in babası Nezir Şener’di. “Sesin çok enteresan” derdi. O zamanlar Zeki Müren’i taklit ederdim.

* Annen rüyasında Fatih Sultan Mehmet’i görmüş, adını o yüzden Fatih koymuş. Gerçek mi bu?
– Gerçek. Üç ablamdan sonra beni doğurunca onu rüyasında görmüş. Göbek adım da Sultan Mehmet’tir. Anneme “Birçok insanın yüreğini fethedecek, benim adımı koy” demiş. O dönemde Erzurum’da Fatih ismi yok. 1966’dan bahsediyorum.

* Burcun ne?
– Koç. Hayatımda ne hayal ettimse, ne istedimse hepsini yaptım. Eksiklerim var tabii ki. Zaten tamam oldum bittim diyemem. Öyle bir şey dersem bitmişim demektir.

SOSYAL PROJELER İÇİN BANA FIRSAT VERİLMİYOR

* İş dışında ne var hayatında?
– Sosyalleşmeye çalışıyorum. İşime dair birtakım şeyler yapmak istiyorum ama asla yapamıyorum. Bana o fırsat verilmiyor. Mesela sosyal bir projeye çağırılmıyorum. Bir etkinlik olduğu zaman asla düşünülmüyorum. Sadece magazinel düşünüyorlar beni. Müzik adına da bir şeyler yapmaya çalışsan, benim yaptığım müzik sayılmıyor.

* Belki seni hep eğlendiren adam olarak görüyorlardır.
– Öyle. Eğlendirmek ne kadar zor bir şey biliyor musun? Ama bunu gözardı ediyorlar. Aslında en zorunu yapıyorum. 35 senedir hem de…

* Tiyatrodan sahneye nasıl geçtin?
– Ablamın çalıştığı şirketin bir gecesi oldu. Bursa’nın en iyi gazinosunda yapıldı. Ablam oraya beni de götürdü. 17-18 yaşındaydım. Beni sahneye çıkardılar. O gece oranın müdürlerinden iş teklifi aldım.

SAHNEDE BİR CANAVAR, YIRTICI KUŞ GİBİYİM

* Bu kadar içine kapanıksan, sahnede nasıl oluyor da böyle enerjik ve sosyal görünüyorsun?
– Keşke sahnedeki Fatih dışarıda olsa. Sahnede bir canavarım. Yırtıcı kuş gibiyim. Ama sahne dışında öyle değil işte. Enteresan. İçimde tuttuklarım sahnede patlıyor herhalde.

* Senin sahnenin sırrı nedir?
– Çok samimi bir insanım. Sahtekar değilim. Yalan da söyleyemem, anında yüzüm kızarır. Zannedersem seyirci bu samimiyeti alıyor.

* 32 yıldır sahnedesin, nasıl tanımlıyorsun müziğini?
– Popüler müzik okuyorum. Ama Türk sanat müziği de söylerim, ara sıra yabancı şarkı da. Dans da ediyorum. Her programda 20 dakikalık dans şovum var. İnsanlar çıldırıyorlar.

TARKAN’A EVLİLİK HEDİYESİ HAZIRLADIM

* Yılan dansın meşhur. Nereden çıktı o figürler?
– Yıllar evvel Çınarcık’ta sahne alıyordum. Tarkan da aynı yerde program yapıyordu. Beni izlerdi. Çok severim Tarkan’ı. Bir hediye hazırladım geçen seneden beri veremedim. Bana şarkısını hediye etti çünkü. Evlendi ya, hediyesi hazır.

* Yılan dansı diyorduk…
– A, evet. Çınarcık’ta şovlar yapardım. Göbek atardım. Bir gün öyle bir figür çıktı. 25 seneyi geçti.

* Patentini alman lazım…
– Benim ismimi bile almışlar Instagram’da. Ne yapacaklarsa…

* “Kadın olsaydım bu ülkede star olurdum” demişsin?
– Çok büyük star olurdum bu tavrımla, bu sahnemle, bu şovumla.

* Kadınlardan kimi kendine yakın buluyorsun şov olarak?
– Sibel Can. Ama başka şeyler yapardım ben. Rihanna, Beyonce gibi dünya çapında olmaya çalışırdım. Demet’e de (Akalın) söylüyorum. Madonna ve diğerleri ne çok çalışıyorlar. Sadece Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda sahneye çıkmak için bir hafta çalışmakla olmaz.

* Şarkıcı işveli cilveli mi olmalı?
– Tabii. İçten olmalı, samimi olmalı ama mesafesini de koymalı.

* “Ne güzel çocuksun, Elizabeth Taylor’a benziyorsun” diyen kim sana?
– Zeki Müren. 1988 senesiydi sanırım, Bodrum’daydım. Şarkıcılığa yeni başlamıştım. “Zeki Müren gelecek” dediler. Tam şarkının ortasındayken geldi. Orkestra durdu, ben durdum. Heyecandan ölüyorum. Sonra yanına gittim, “Paşam, ben Bursa’dan geliyorum. Sizinle tanışmak istedim. Beni size benzetirler” dedim. Burnumu yaptırmadan önce ona benzerdim. “Ne kadar güzel çocuksun, Elizabeth Taylor’a benziyorsun” dedi. Ertesi gün işime son verildi.

* Neden?
– İstemedi beni orada. İlk defa anlatıyorum. Ben ahdettim, 3-4 sene sonra oraya assolist olarak gittim.

* Yıllar önce çıplak poz vermiştin. Yine yapar mısın?
– Şimdi yapamam ya. Eskiden slip mayolar giyerdim, onlardan bile utanıyorum şimdi.

EN BÜYÜK İNTİKAM BAŞARILI OLMAK

* Küs olduğun biri var mı?
– Yok. Bizim camiada kimseyle küs değilim. Belki özel hayatımda vardır hiç görmek, hatırlamak istemediğim kişiler. Ama yüreğim temiz. Kimseye bir şey yapamam.

* İntikam almak istemez misin?
– Koç burcuyum, çabuk parlarım ama hiçbir şey yapmam. Kendini ne kadar gösterirsen, ne kadar başarılı olursan o kadar intikam almış olursun zaten, ona inanıyorum. Başka bir intikama gerek yok.

KÖSEM SULTAN’DA OLMAK İSTİYORUM

* Senin oyunculuğunu gerçekten beğendim. Çok yetenekli olduğunu düşünüyorum. Neden devamı gelmedi?
– Ben film çekmek, dizi yapmak, tiyatro yapmak istiyorum. Ama ciddi anlamda bir teklif gelmiyor. Mesela şu anda “Kösem Sultan”da olmak istiyorum. Parasında pulunda değilim, oyunculuğumu göstermek istiyorum. Oynadım çünkü Devlet Tiyatrosu’nda böyle oyunlar.

* Hayalinde bir rol var mı?
– Yok. Bütün rolleri oynarım. Baba, doktor, deli, psikopat… Çok da iyi oynarım. Filmde hem üçkağıtçı bir adamı hem de ablasını oynadım düşün. Altından kalkamayacağım rol yok.

BU İŞTE ÇOCUKLU OLMAK ZOR

* “Çocuğum olsun istiyorum, taşıyıcı anne fikrine sıcak bakıyorum” olayı ne?
– Çocuk isteğim hep oldu. Ama bizim işimizde çocuklu olmak zor. Zamanının büyük kısmını ona ayırman gerekiyor. Yurtdışında adam 2-3 konser veriyor sonra bütün yılı çocuklarına ayırıyor. Biz öyle değiliz ki.

* “Taşıyıcı anneye sıcak bakıyorum” dediğin dönemden de söz edelim…
– Bir zamanlar taşıyıcı anne fikrini merak ettim. Araştırdım. Amerika’da bankasına gittim.

* Niye vazgeçtin sonra?
– Çok anlamlı gelmedi. Kafamı çok yormadım bu işe. Ülkede böyle şeylerin çok hoş karşılanmadığını da biliyorum.

* Evlat edinir misin peki?
– Edinirim tabii ki.

AŞK ESKİ BİR YALAN

* Aşkı nasıl tanımlıyorsun?

– Aşk eski bir yalan. Benden ne aşklar geçti. Âşık olduğumu zannettim. Maalesef bizim hayatımızda aşklar yalan ve sahte oluyor.

* Aşık olmaz mısın bir daha?
– O heyecanı tekrar hissetmek istiyorum tabii. Ama…

* Ama ne?
– Gerçekten seven biri karşıma çıkarsa olur da… Bize gelen aşktan önce paraya geliyor. Para zannediyorlar tüm hayatımızı.

Kaynak:Hürriyet/Ömür GEDİK – Fotoğrafları: Fotoğraf: Selim YILDIZ


Etiketler: » » »
Share
#

SEN DE YORUM YAZ