logo

Birsel’den Kürtlere sert Kobani eleştirisi!

9583Hürriyet gazetesi yazarı Gülse Birsel, Kobani onlarca kişinin hayatını kaybettiği Kobani eylemlerini köşesine taşıdı.

Yapılanları ‘geçmişin rezil hatıraları ortaya çıktı sözleriyle eleştiren Gülse Birsel, “Kürt siyasi hareketi ne niyetle olursa olsun, tarihinin en feci ‘halkla ilişkiler’ hamlesine imza atmıştır!” diye yazdı:

Ama hakikaten merak içindeyim. “Canilerin kılıçtan geçirmek üzere olduğu, sınırın diğer tarafındaki kardeşlerimizin yaşam hakkı” için yardım isterken, halkın hissi desteğini almışken ve meseleniz hükümetin tavrıyken, “Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını tehdit etmek” kimin fikriydi?

Gülse Birsel’in ‘Kobani olaylarının bir çuval incire yaptıkları!’ başlıklı bugünkü yazısı şöyle:

REZİL HATIRALAR ORTAYA ÇIKTI

Az zamanda çok ve berbat işler oldu.
Birkaç gün içinde 40 kişi hayatını kaybetti, müzeler, ambulanslar, okullar,
dükkânlar yakılıp yıkıldı. Geçmişten hatırladığımız “sokağa çıkma yasağı”,
“güvenlik güçlerine suikast” gibi rezil hatıralar ve şimdiye dek hiç görmediğimiz
“talan” ortaya çıktı.

KÜRT SİYASİ HAREKETİNİN EN FECİ HAMLESİ

Olanlar, HDP’nin söylediğine göre “hükümetin sert tavrı ve provokasyonlar
neticesinde”, kanımca “bu etkenlerin de bir miktar katkısıyla” yaşandı. Peki sonuç?
Kürt siyasi hareketi ne niyetle olursa olsun, tarihinin en feci “halkla
ilişkiler” hamlesine imza atmıştır!
Geçen hafta “Kürt kardeşim dilini de konuşacak, kültürünü de koruyacak, anasının
ak sütü gibi hakkıdır” diyen milyonlar “O kadar meraklılarsa gitsinler
Kobani’de savaşsınlar” kafasına gelmiş durumda!
Geçen hafta “Gerekirse Kürtçe eğitim düşünülür, yerinden yönetimlere daha çok
yetki verilebilir” fikirlerine yakın hisseden “genç demokratlar rahatsız”.
Geçen hafta “Demirtaş ve HDP, tüm Türkiye’yi kapsarsa, geleceğin sosyal demokrat
hareketi olup, hepimizin özgürlükçü ve laik sesini temsil edebilir” diyenler,
bugün “Ya bırak şunları, renkleri belli oldu” hayal kırıklığı içinde.

VATANSEVERLİK’ ÜST BAŞLIĞINI İHMAL EDİNCE

AK Parti’nin IŞİD’e yardım iddiaları, yanlış ve hayalci dış politika eleştirileri,
Türkiye’de “kök salan köktendinci gruplar”, ilerlemediği söylenen çözüm süreci ve
Erdoğan’ın malum sert söylemi, yaşanan yangın, kızgınlık ve PKK saldırıları
yanında, eleştiri listesinde ikinci sıraya düştü!
“Kobani düşerse Ankara düşer” talihsiz tehdidi ve sonraki olayların çirkinliği,
birbirine fikren muhalif milyonları “Vatanseverlik” üst başlığı ve
“Huzurseverlik” denen insani istek altında birleştirdi!
Yıllarca orduyla PKK savaşırken olmayan şey, bu işler bitmiş, barışa niyet
edilmişken oldu! Üstelik bir de, şimdiye dek bilmediğimiz pis bir salgının ucu
göründü: Halklar arası gıcıklık! “Bunların derdi oradaki insanlar değil,
bağımsız Kürdistan” cümlesi kahve sohbetlerinde yerini alınca, işler iyiye gitmiyor
demektir.

EH O ZAMAN BEN KALKAYIM

“Kobani düşerse Ankara düşer”, bugüne kadar Kürtlerin taleplerini savunan
birçok kişi için “Eh o zaman ben kalkayım” anı oldu. Zira, önce can, sonra
canan. Yani önce Türkiye Cumhuriyeti, sonra başka ülkelerdeki akraba ve
ırkdaşlarımız. Bu öncelik sırası unutuldu, ve ümitle baktığımız bir siyasi hareket
“Kürtçülük” sınırlarına hapsedildi.

Tüm iyi niyetimle, cümlenin “IŞİD öyle bir bela ki, Kobani düşerse, bu manyak
teröristler Türk topraklarına da saldırır” manasında söylendiğini varsaymak
istiyorum. Ama Gaziantep, Şanlıurfa denmemiş. Korkarım TC başkenti olan
“Ankara’nın düşmesi” daha sembolik bir mana içeriyor.
Oysa biz Demirtaş’ın “Tüm Türkiye vatandaşlarının demokratik haklarını
koruma” ihtimalini sevmiştik!

HANİ BERABER SAVAŞIP KURMUŞTUK KARDEŞ?

HDP’nin, birçoklarına göre gayet meşru ve haklı bir davayı savunmak için,
(isteyerek veya istemeyerek) kullandığı tehdit, söylem ve yaşanan şiddet
sonucu haksız duruma düştüğü, kamuoyu desteğini kaybettiği çok net.
Bu, zeki ve işbilir olduğunu düşündüğüm bir ekip için tuhaf bir hata oldu.
Dileğim, kısa zamanda “Hezeyandı, geçti” deyip, karşılıklı diş bilemeyi bırakmak.
Ve birkaç hafta önce kaldığımız yerden devam etmek. Bu topraklarda yaşamaya
niyetli tüm halkların iyiliği için.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ TEHDİT ETMEK KİMİN FİKRİYDİ

Ama hakikaten merak içindeyim. “Canilerin kılıçtan geçirmek üzere olduğu, sınırın
diğer tarafındaki kardeşlerimizin yaşam hakkı” için yardım isterken, halkın hissi
desteğini almışken ve meseleniz hükümetin tavrıyken, “Türkiye
Cumhuriyeti’nin varlığını tehdit etmek” kimin fikriydi?
Yav hani beraber savaşıp kurmuştuk? Hepimizin ülkesiydi? Hepsi bir yalan mıydı
kardeş? Ayıp ediyorsunuz, bizi kaybediyorsunuz!

Etiketler: » » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

2+6 = ?