logo


Başbakan Erdoğan: Biz Onları Şehit Kabul Ettik

erdogan-kursu633Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Soma faciasıyla ilgili grupta açıklamalarda bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Soma’da maden faciasında hayatını kaybeden maden işçileri şehit sayılacağını söyledi. Bu ülkenin Başbakanı olarak, Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı koyunun kendi mesuliyeti altında olduğu mesajını veren Başbakan Erdoğan,bazı basın yayın organlarında ve sosyal medyada yer alan,”içerde 120 Suriyeli işçi öldü üzerlerine beton döküldü” iddialarına ise “sizin vicdanınıza beton dökülmüş be” diyerek cevap verdi. Başbakan Erdoğan, Hürriyet Gazetesi Köşe yazarı Yılmaz Özdil’e yönelik eleştirilerini de sürdürdü.

AK Parti grup toplantısı Soma’da hayatını kaybeden maden işçileri için saygı duruşu ile başladı. Başbakan Erdoğan grup toplantısındaki konuşmasına Soma faciasına ilişkin süreci anlatarak başladı. Başbakan Erdoğan, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a Soma’da ortaya koyduğu hassasiyetten dolayı teşekkür etti.

Başbakan Erdoğan, ” Soma’dan gelen acı bir haberler milletçe hepimiz derinden sarsıldık. Özel sektöre ait maden ocağında bir kaza meydana geldi. Haberin öğrenilmesinin ardından Enerji Bakanımızla o an beraberdik. Kendisine Soma’ya hareket etmesi noktasındaki talimatımızı verdik. Ekibini derleyip toparladı. Hemen Soma’ya hareket ettiler. Aynı şekilde Kızılay olay yerine ulaştı. Genelkurmay’a ait 1 uçak 2 bir helikopter de Soma’ya ulaştı. İzmir ve Balıkesir’den uzman ekipler sevk edildi. Bölgeden ambulanslar ulaştı. Ankara’dan an be an takip ettik. Taner Yıldız Bey’e ilk andan itibaren orada bütün ekibi koordine etmesi, orada yatıp kalkması 301 kardeşimiz çıkana kadar orada kalması, oradaki gayreti nedeniyle kendisin çok teşekkür ediyorum” dedi.

Kazanın ilk saatlerinde firmadan alınan bilgiler doğrultusunda 787 kişinin olduğu, 363 kişinin kurtarıldığının tespit edildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, arama kurtarma yapmak, yaralıları acilen hastaneye ulaştırmak, güvenliği sağlamak gibi çok sayıda faktörü dikkate almak zorun kaldıklarını söyledi.

Toplamda 2 bin 743 personel, 258 kara, 9 hava aracının çalışmalara destek verdiğini anımsatan Başbakan Erdoğan açıklamalarını şöyle sürdürdü:

-“4 İLDE 206 PSİKOSOSYAL DESTEK MERKEZİYLE 272 AİLEYE ULAŞILDI”-

“Olay mahallinde ve cenazelerin taşındığı Kırkağaç’ta birer sahra hastanesi kurduk. İlk anlarda biliyorsunuz ocaktan çıkardığımız kardeşlerimizin herhangi bir sıkıntısı yoktu. Ama son çıkan 15-20 kadar vatandaşımızda sıkıntılar vardı. Orada da DNA testleri yapılmak suretiyle eşleştirmeler yapıldı, ailelerine destek verildi. 4 ilde 206 psikososyal destek merkeziyle 272 aileye ulaşıldı.15 Mayıs’ta madendeki tüm işçilerimiz çıkarıldı. Toplamda 486 işçimizi sağ olarak çıkardık. Ne yazık ki 301 işçimiz hayatını kaybetti. Şehitlerimizin tamamı ailelerine teslim edildi. Ailelere manevi desteğin yanında maddi destek de sağladık.

-YARIN BAKANLAR KURULUNDA GÖRÜŞÜLECEK-

Hayatını kaybeden işçi kardeşlerimizin yasal olarak şehit sayılmaları için talimatı verdik. Aile bakanlığımız başta olmak üzere bu çalışmayı yapacaklar. Yarın ki Bakanlar Kurulu’nda değerlendirmek üzere adımlarımızı atacağız. Gerekirse tüm ailelerle tek tek görüşmek suretiyle bir adım atalım diye de düşünüyoruz.Anne babaların, çocukların şehit imkânlarından yararlanması için ne gerekiyorsa yapacağız.

-SİYASİ PARTİLERE TEŞEKKÜR-

Soma’da yaşanan facia sonrasında milletimiz kenetlendi. Bazı istisnai hadiseler dışında 77 milyonun bir olduğunu bütün dünyaya gösterdik. Üç gün milli yas ilan ettik. Bayraklarımızı yarıya indirdik. Soma’nın acısını paylaşan tüm devlet erkânına teşekkür ediyorum. Siyasi istismar aracı olarak bakmayan siyasi partilerimize teşekkür ediyorum. Aynı şekilde sorumlu yayıncılık yapan medya kuruluşlarına bu vesileyle teşekkür ediyorum. Milli takımımıza, spor kulüplerine, sivil toplum kuruluşlarına şükranlarımı sunuyorum. Yurtdışından birçok devlet başkanı üzüntülerini dile getirdi. Hepsi bu üzüntümüzü bizimle paylaştılar. Beni telefonla arayarak başsağlığı temennilerini ileten dost ve kardeş ülkelere bilhassa teşekkür ediyorum. Bu arada Putin aradı, acımızı paylaştılar. Teknoloji olarak neler yapılabilir, ben bu noktada talimatımı enerji bakanıma verdim dediler. Ankara’daki milli gün resepsiyonlarını iptal eden Norveç ve İsrail’e teşekkür ediyorum.

-“ARTIK KONUŞMA VAKTİ GELDİ”-

“Tarifi mümkün olmayan bir acı yaşıyoruz” ifadesini kullanan Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:

“Madendeki kaza duyulduğu andan itibaren bütün kardeşlerimizi sağ olarak çıkarılmalarına adadık. Bütün bu süreçte bazı siyasetçiler de acılar çok taze iken hep birlikte suçlu aramak yerine şehit ve yaralı kardeşlerimize odaklandık. Şu anda madende hiç işçi kalmadı. Şimdi artık bazı şeyleri konuşmaya başladık. Sizlerin de şunu çok iyi bilmesini istiyorum. Soma’ya kazanın ertesi günü yaptığım ziyarette de söyledim. Bu acı hadiseyi kimse örtemez. Sorumluluğu olan kimse saklanamaz. İdari ve adli bütün soruşturmalar yapılacak. Sorumlular her kimse bizim yetkimizde ise biz, yargının alanında ise yargıya teslim etmek suretiyle bunun hesabını soracağız. Bu can alıcı sorunun üzerine çok daha kararlı bir şekilde gidilecek. Gereken adımları atmak konusunda çok daha kararlı olacağız. Özel sektörün ve sendikaların da hassasiyetlerini artıracaklarına gönülden inanıyorum.

-” HİÇBİR SÖZ YÜREKLERE SU SERPEMEYECEK”-

Hiçbir söz o kanayan yüreklere su serpemeyecek. O acılı gönülleri teselli edemeyecek. Ateş tabii ki en başta düştüğü yeri yakar. Milletimiz kahir ekseriyeti, tamamı demiyorum. Bu ateşi yüreğinde hissetti. Yaşamadan kimse anlayamaz. Cenazeyi defnedip herkesi evine dağıldığında bir vakıa ile karşı karşıyayız. Ruhlarda esen fırtınayı kimse tahayyül edemez. Büyük facialar yaşamış millet olarak belki de herkesten çok acıları paylaşmayı biliyoruz. Cenaze evinde ocağın tütmeyeceğini biliyoruz, evimizde yaptığımız yemekleri taşıyoruz. Komşunun ihtiyaçlarını karşılamak için seferber oluyoruz. O yetimleri kendi evladımızdan ayrı tutmuyoruz. İşte bizi millet yapan budur. Acıları ortak olan millettir. Aynı anda yas tutan millettir. İşte biz bin yılardır aynı sevinçleri paylaşabildiğimiz için milletiz.”

-“KURDUN KAPTIĞI KUZU BENİM MESULİYETİM ALTINDADIR”-

Bu ülkenin Başbakanı olarak açıkça ifade ediyorum ki Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı koyun bile benim mesuliyetim altındadır. Bu ülkenin bakanları vekilleri olarak aynı mesuliyet sizin de üzerindedir. 77 milyon içinde nasıl ki sevinenlerin sevinci benim sevincim ise üzülenlerin üzüntüsü de benim üzüntümdür. İnsan bazen gözyaşlarını içine akıtır. İnsan bazen yutkunur. Kendisini sıkar hüznünü içine atar. Genç yaşta ahirete irtihal eden her şehit için gözyaşlarımızı içimize akıttık. Zamansız her ölüm için gözyaşlarımızı içimiz akıttık. Yavrularını ciğerparelerini canlarından birer parçayı ebediyete uğurlayan anne babaları gördüğümüzde gözyaşlarımızı içimize akıttık. Bingöl’de Van’da çatıları çöken insanlar gözümüzün önüne gelince gözyaşlarımızı içimize akıttık. Bingöl’de ölen bacımızı, Siirt’te kurşunlanan kızlarımızı hatırladıkça, gözyaşlarımızı içine akıttık. Burakcanımızın öldürüldüğü anı da unutamadık. Zamansız giden kim varsa yutkunduk hüzünlendik yasımızı içimize akıttık. Biz yaşatmanın mücadelesini verenlerden olduk.

-“CANLARI YAŞATMANIN MÜCADELESİNİ VERDİK”-

Bu ülkede en ucuz şey can iken, canları kutsal emanetleri muhafaza etmenin mücadelesi içinde olduk. Canları yaşatmanın mücadelesini verdik. Hem de iyi yaşatmanın mücadelesi içinde olduk.Yollar yaparak, konutlar inşa ederek, mücadele verdik. Yakın tarihimizde görülmemiş şekilde,sağlıkta yatırımlar yaparak, başarı grafiğinde sağlığı birinci sıraya yükselttik, devasa yatırımlar yaptık. 30 yıldır canımızdan can koparan gencecik fidanları söküp alan teröre karşı çözüm dedik barış dedik kardeşlik dedik canları yaşatmanın mücadelesi içinde olduk. Sadece yaşatma mücadelesi vermedik, 77 milyon iyi yaşasın huzurlu olsun diye 12 yıl boyunca gece gündüz çalıştık. Her afet faciadan dersler çıkardık ibret aldık.

-“BİZ ONLARIN KÖMÜR KARALARINI ONUR BİLDİĞİMİZ İÇİN KARDEŞ OLDUK”-

Soma’da yaşanan kaza ile hayatlarını yitiren her bir şehit benim öz be öz kardeşimdir. Biz aynı davanın neferleriyiz. Aynı hissiyatın aynı iklimin kardeşleriyiz. Biz onların kömür karalarını onur bildiğimiz için kardeş olduk. Alın terinden tiksinmediğimiz emekçi olmanın ne olduğunu bildiğimiz için anladık. Bize nasıl makarnacı, bidon kafalı dedilerse bizimle birlikte onlara da ne yazık ki aynısını söylediler. Bize nasıl iyi beslenmemiş okumayan cahil kitle dedilerse onlara da bunu söylediler. Biz aynı damarın aynı mahzun anne babaların evlatlarıyız. Her bir kardeşimin yüzündeki kömür karası benim de milletimin de iftihar kaynağıdır. O şehitler nasıl ki annelerinin babalarının evlatlarıysa şimdi artık benim evlatlarımdır sizin evlatlarınızdır 77 milyonun evlatlarıdır. Emanetleri bizim kutsal emanetlerimizdir. Şehit annelerimize babalarına sesleniyorum, siz evlatlarınızı yitirdiniz biliniz ki biz de yitirdik. Sizlerin nasıl yüreği yandıysa aynı derecede bizim de yandı ve yanıyor. Sizin nasıl ocağınıza ateş düştüyse ocağımıza kor düştü. Yüreğimiz kavruluyor. Bu acıyı birlikte taşıyacağız bu yası birlikte tutacağız. Bu ateş belki sönmeyecek ama sıkıntıları çözmek için ne yapılması gerekiyorsa birlikte yapacağız. Sizin yürek yaranızı sarmak için birlik olacak.

-“ACIYI HAFİFLETMEK İÇİN BİRLİK OLACAĞIZ”-

Acıyı hafifletmek için birlik olacağız. Biz onlara şehit dedik. Şehit mertebesine yakıştırdık. Ülkesi, vatanı için, toprağı için, ekmeği için,rızkı için alın teri döken o kardeşlerimizi biz şehitlik makamında görüyoruz. Biliyoruz ki bizim acizane arzularımızın kıymeti yoktur Rabbime dua ediyorum Ya Rabbi o kardeşlerimizi sen de şehitlerin olarak kabul et diye yalvarıyoruz. Ya Rabbi rahmetinle kuşat cennetinle mükafatlandır diye dua ediyoruz. 301 şehidimizin mekânı cennet olsun inşallah. Yakınlarına bir kez daha sabır ve başsağlığı temenni ediyorum. Yaralı kardeşlerimize şifa temenni ediyorum.

-“BİRİLERİ ACILARINI YAŞARKEN KİN KUSMAYA BAŞLADILAR”-

“Başkasının ölümünü, kardeşinin ölümünü sinsice pusuda beklemek, aşağıların en aşağısı bir mertebe olsa gerek. Daha cenazelerimizi madenden çıkarmadan, daha cenazelerimizi toprağa veremeden, işte sinsice pusuda bekleyenler, aşağıların en aşağısında olanlar pusularından çıktılar ve kendilerine yakışanı yapmaya başladılar. Millet birbirine kenetlenmişken,, ortak acıyı sessizce yaşamaya çalışırken içinden yasını tutarken, daha ilk anda birileri çıkıp kin kusmaya başladı. Anadolu’da Trakya’da bir acı karşısında bir elem vefat karşısında benim aziz milletim susar. Dişini sıkar. Kinini öfkesini nefretini bir kenara bırakır. Can düşmanı da olsa vefat edene hakkını helal eder duasını okur. Fatihasını, yasinini okur. Boynunu eğip vakarını muhafaza eder.

-“SİZİN VİCDANINIZA BETON DÖKÜLMÜŞ BE”-

Biz Soma’da tahammül edilemez, acısını bastıramayıp feryat edenleri anlıyoruz. Somalı olmayan gönül bağı bulunmayan, hatta ve hatta hayatında kömür görmemiş,madencinin elini tutmamış, hissiyatıyla ortak olmamış, o sinsilerin fırsatçılığını anlamadık ve anlayamayacağız. İlla bu ülkenin bir ferdi olmaya gerek yok. İlla o acıyı hissetmeye de gerek yok. İnsanım diyen böyle bir istismarın sinsiliğin içine girmez. Daha ilk andan itibaren medyada, sosyal medyada akla hayale gelmeyecek yalanlar yayıldı. Neymiş içerde o kadar değil şu kadar işçi varmış. Kazanın sebebi işte şuymuş. Madenin sahibi buymuş. Yardım ekipleri sokulmamış. AK Partililer avukatlara saldırmış. Yok, efendim 15 yaşında çocuk, Suriyeliler çalıştırılıyormuş. İçerde 120 Suriyeli işçi öldü üzerlerine beton döküldü diyenler bile çıktı. Yahu asıl sizin vicdanınıza beton dökülmüş be.

-“ALÇAKÇA HAİNCE DAVRANIŞ VAR”-

Bu kadar ucuzluk haysiyetsizlik olur mu? Neyin peşindesiniz? Neyin fırsatçılığı içindesiniz. 301 kardeşimiz vefat etmiş,biz onları içerden çıkarmaya çalışırken,biz yas tutarken, bunlar buradan siyasi rant devşirmenin gayreti içine giriyor. Her türlü yalan ve iftira var. Alçakça haince davranış var. Yok madenin sahibi AK Partiliymiş. Benim bir yakınımmış. AK Parti’li diye o madeni ona vermişiz. O malum medya kuruluşları, siyasetçiler, odaklar,301 şehit üzerinden fırsat devşirmek için avuçlarını ovuşturuyorlar. Gezi olaylarında bir kaç ölüm olsa çok güzel olur diyenler vardı ya, madenden daha fazla şehit çıkması için temennide bulundular. Soma’nın yerini gösterin deseniz gösteremez. Hayatında kömür ocağına inmiş mi? Bunlar kumsallarda dolaşıyor. Ne işi var kömür ocağında. Maden nedir kömür nedir deseniz cevap veremezler. Bunlar evlerine değil kapılarına semtlerine dahi o işçileri yaklaştırmazlar. Ama orada kendileri için rant görüyorlar.”

-“SÜRÜNGEN” BENZETMESİ-

Çıkmış bir insan müsveddesi, Soma’daki madencilerin bizim Manisa mitinglerinde baretleriyle oraya katılışlarını gerekçe göstererek diyor ki, “Bunlar buna müstahaktır.’ Neymiş, sadece zeybek oynarken kendisi diz çökermiş. Ben diyorum ki önce sen patronunun önünde diz çöktüğünü söyle. Paranın önünde nasıl diz çöktüğünü söyle. Şöhret seviyesizlik, basitliğin önünde nasıl diz çöktüğünü söyle. Diz çökmezmiş… Sürüngen, sürüngendir ayağa kalkamaz ki diz çökebilsin. Bir başkası çıkmışı aynı patronun dalkavuklarından biri. O da diyor ki, ne şehit ne gazi bunlar niyazi… Bu da bu kadar alçak. Bir başka edepsiz bir başka ahlaksız çıkmış bunun bir musibet olduğunu o madencilerin ve bu milletin bunu hak ettiğini söyleyecek kadar şerefini ve insanlığını ayaklar altına alıyor. Niye çünkü Pensilvanya’daki örgüt liderini elebaşı gibi değil haşa mehdi ve mesih gibi görüyor. Ocaklarına ateş düşsün dedi ya, zavallı küçük beyinli, liderinin o bedduasının tuttuğunu ve Somalı madencileri bulduğuna inanıyor. Yazıklar olsun. Bırakın bu toprakları, bu dine yaptığınız ahlaksız toplantıdan dolayı yazıklar olsun.Bir başka zavallı AKP’ya oy verenler evlat acısı yaşasın diyor. Uluslararası basına da yalan servis ediyorlar. Beyler bayanlar, biz bu fırsatçılığa pabuç bırakmayız. Biz bu ahlaksızlığa eyvallah demeyiz. Bizim kültürümüzde buna mezar soygunculuğu denir. Bunların şehitlerimizin aziz hatırasına dokunmasına müsaade etmeyiz.”

Etiketler: » »

Share