logo

Avrupa Parlamentosu, müzakereleri dondurma tasarısını kabul etti

Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye ile müzakerelerin askıya alınmasını öngören rapor kabul edildi. Raporun 477 evet oyu aldığı belirtildi. Raporda ilk kez müzakerelerin askıya alınması çağrısı yapıldı

Avrupa Parlamentosu’nda dün görüşülen Türkiye Raporu bugün oylandı. Avrupa Parlamentosu müzakerelerin askıya alınmasını öneren raporu kabul etti.

Rapor, “16 Nisan anayasa değişikliği paketinin mevcut haliyle yürürlüğe girmesi halinde” Türkiye ile üyelik müzakerelerinin “derhal ve resmen askıya alınması”nı içeriyordu. Parlamento bu karara anayasa değişikliği paketinin kuvvetler ayrılığı ilkesi ve Kopenhag kriterleriyle uyumlu olmamasını gerekçe gösteriyor.

Raporda ayrıca “Kuvvetli işbirliğinin mümkün olabileceği ortak çıkar alanları üzerine Ankara ile samimi ve açık bir tartışma başlatılması” savunuluyor. “Ortak çıkar alanları” olarak terörle mücadele, göç, enerji, ekonomi ve ticaret örnek gösteriliyor. Ancak Gümrük Birliği’nin güncellenmesi de dahil olmak üzere tüm bu alanlarda işbirliğinin “insan hakları ve temel özgürlüklere saygı koşuluna bağlanması” talep ediliyor.

2005’TEN SONRA İLK KEZ

Raporda üyelik müzakerelerinin başladığı 2005 yılından bu yana ilk defa bir Avrupa Birliği kurumu müzakerelerin resmen askıya alınması çağrısında bulunuyor.

BAKAN ÖMER ÇELİK: ELİMİZİN TERSİYLE İTİYORUZ

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu AB Komisyonu Üyesi Johannes Hahn ile görüştü. Görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Çelik, Avrupa Parlamentosu’nun oylayacağı Türkiye raporu ile ilgili şunları söyledi:

“Türkiye ile AB arasında katılım müzakereleri olmasın, onun yerine ’terör, göç ya da diğer alanlarda güçlü bir iş birliği’ şeklindeki tekliflerin hepsini elimizin tersiyle itiyoruz. Bu tekliflere kapı açanlar esasında birilerinin Avrupa projesini baltalamasına da kapı açıyorlar. Bunlar sağlıklı teklifler değiller. Bir gün Türkiye ya da 28 AB ülkesi böyle bir karar vermeye yaklaşırsa o başka bir meseledir. Ama bugün böyle bir karar verilmemişken ilişkinin doğasını buraya çevirmek, aramızdaki ilişkiyi bu şekilde kodlamaya çalışmak Avrupa projesini sabote etmeye çalışanlara büyük bir fırsat verir. İlk defa biz transatlantik ilişkilerde bu kadar yoğun tartışmaların yaşandığını görüyoruz. Paris İklim tartışmasından tutun NATO’ya kadar, oradan tutun da Brexit sürecine kadar ilk defa biz transatlantik ilişkilerde bu kadar yoğun tartışmalar yaşanıyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde istikrarsızlıklar var. Türkiye ile AB arasında kriz çıkartmaya dönük bu yaklaşımların kimseye bir faydası yoktur. AB’nin müzakere eden bazı ülkelerle bir stratejisi var. Kendisiyle müzakere etmeyen büyük devletlerle Rusya, Çin gibi bunlarla da stratejileri var. Fakat tam üyelik müzakeresi yürüten ama aynı zamanda da Türkiye gibi stratejik bir güçle ilişkiler konusunda verimli politikalar üretildiğini düşünmüyoruz. En önemli gündem maddesinin demokratik dayanışma olması gerekir ama 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana bunu da güçlü bir şekilde gördüğümüzü söyleyemem.”

Avrupa kurumları içerisinde AP’nin darbe girişimine uğramış Türkiye ile dayanışma konusunda sınıfta kaldığını kaydeden Çelik, “Türkiye’nin parlamentosu bombalanmış ve AP Başkanı aylar boyunca Türkiye’yi eleştirip, 3-4 ay sonra Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Böyle bir dönemde AP’deki milletvekillerinden beklentimiz, Türkiye ile güçlü bir dayanışma içerisinde olmalarıydı ama bunun yerine katılım müzakerelerini keselim gibi çağrılar gelmesi son derece yanlış olacaktır. Bu tarihe kötü bir karar olarak geçecektir. AP’den beklenen, demokrasisi saldırıya uğramış bir ülkeyle güçlü bir dayanışma içerisinde olmaktır. AP’de pek çok arkadaşım var. Sürekli görüşüyoruz, sohbet ediyoruz. Maalesef Türkiye ile ilgili kararlar sağlıklı bir şekilde verilmiyor. Hatta grupların dengesinden, çeşitli ülkelerin politikalarının Türkiye ile ilgili kararlara yansımasına kadar bir dizi Avrupa kurumlarında olmaması gereken, Avrupa kurumlarında görmekten hoşlanmadığımız yaklaşımlar söz konusu oluyor. Geçen senelerde de oldu bu. Türkiye’nin dış politikasının hassas konularında taraf olan ya da Türkiye’nin referandumda halk oylaması ile gerçekleşen Anayasa değişikliği konusunda kendi görev alanına girmeyen bir şekilde bu referandumun sonucunu tanımayan açıklamalar yapan bir parlamento kararı bizim için saygıdeğer olmaz. Bugün bu parlamento kararının çıkmasından sonra kararı net bir şekilde görüp, sizlerle bunun değerlendirmesini paylaşacağım” açıklamasında bulundu.(Posta)

Etiketler: »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

7+4 = ?