logo

17 Şubat 2018

Atilla Taş: İnsanlar, ‘Yürü, arkandayız’ falan yazıyor, gözümün üzerinde bir külotla yatıyordum

Atilla Taş artık neden siyasi tweetler atmadığını “Hayır. Siyaset bir kör kuyu. Bir de insanlar, ‘Yürü, arkandayız’ falan yazıyor’ ama mahkemede, cezaevinde kim arkamdaydı? “Atilla Taş yalnız değildir” yazanlar var; vallahi de billahi de yalnızdım ve gözümün üzerinde bir külotla yatıyordum.” sözleri ile anlatıyor.

FETÖ yapılanması içerisinde yer aldığı gerekçesiyle tutuklandıktan sonra tahliye olan Atilla Taş yaşadıklarını kitaplaştırdı. Taş, kitabını Hürriyet gazetesinden Hakan Gence’ye anlattı.

Sizinki bir çöküş hikâyesi mi?

– Kesinlikle. İbretlik… Memleketinden kalkmış İstanbul’a gelmiş, önce şöhret olmuş ama sonra yerin dibinin dibini, en sonunda da hapsi boylamış bir adamın hikâyesi bu. Başta tam bir şöhret budalasıydım. Sonra ‘loser’ (kaybeden) oldum. Ama vazgeçmedim.

Nerede hata yaptınız?

– Şöhreti kaldıramadım. Para bana ağır geldi.

Kitapta zamanla aşağılanan bir figür haline geldiğinizi anlatıyorsunuz…

– Biz o dönem popüler kültür çerezleriydik. “Şurada tüket, burada tükür at” denilen, geçici bir müzik yapıyordum. Televole bizi öyle yerlere itti ki kamerayı gördüğümüz zaman oynuyor ve bunu bir şey zannediyorduk. Zamanla kendimden rahatsız oldum. Ben de kazandığım zaman paranın çoğunu eğitime harcadım. Bir yıl İngiltere, iki yıl Amerika’da kaldım. Hazırdan yedim. Sonra döndüm. Ama kariyerim bitmişti, artık dalga geçilen bir magazin figürüydüm.

Nasıl geçindiniz?

– Maddi ve manevi bir çöküşe girdim. Hayatımı devam ettirmek için ikinci sınıf yerlerde sahne alıyor, bitik ünlülerin katıldığı reality show’lara katılıyor, sabah programlarında ‘Ham Çökelek’ söylüyordum. Mutsuzdum. Sonra mizahi yazılar yazmaya başladım ve bir süre öyle geçindim.

Bunalımdan nasıl kurtuldunuz?

– Depresyon tedavisi gördüm. Ünlü olmak öyle üzerinden çıkarıp atacağın bir şey değil ama parasız pulsuzsun. Toplu taşımaya binemiyorsun, insanlar sana acıyarak bakıyor. Günlerce parasızlıktan evden çıkamadım. Kiramı ödeyemedim. Şöhret gidince herkes sırtını döndü. Uykuda dişlerimi sıkmaktan dişetlerim kanıyordu. David Copperfield’ın laneti herhalde (gülüyor)…

Müzik kariyeriniz artık bitti mi?

– Kendi başımayken türkü söylemekten keyif alıyorum ama artık başkalarına zarar vermiyorum.

Kitabınızın üstbaşlığı “Bir tweet attım hayatım değişti”. Neydi o tweet?

– Orada da mizah vardı. Aslında ben her zaman insanları sağduyuya davet ettim: “Bu kadar biber gazına gerek yoktu, Taksim’de bir konser verseydim dağılırdı zaten herkes” yazdım. İnsanlar kendimle dalga geçebildiğimi anladı.

Ne zaman başladı politik paylaşımlarınız?

– Gezi olaylarıyla. Yoksa mutlu mesut, apolitik bir adamdım.

Hâlâ muhalif misiniz yoksa ‘FETÖ’nün medya ayağı’ olma iddiasıyla cezaevine girip çıktıktan sonra ağzınız yandı mı?

– Laikliği, Atatürkçülüğü ve demokrasiyi savunuyorum. Özgürlüğe inanıyorum. Bunlar muhaliflikse muhalifim. Devam eden bir yargı süreci var. Karar duruşmasına az kaldı. Beraat etmem gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir zaman yanlış bir şey yapmadım. Sadece bir gazetede yazı yazdım. Olayın temeli bu. Dosyamda tweet’lerim de var. Ama maddi anlamda çok sıkıntıdaydım ve o yüzden yazarlık yaptım.

14 ay hapiste kaldınız. Bu size ne öğretti?

– Sabretmeyi. Kendi kapını açıp kapama özgürlüğünün ve gökyüzüne bakmanın önemini anladım.

İçeride başınıza ilginç bir şeyler geldi mi?

– Avlumuzdaki dikenli tellerde kuş yuvası vardı. Bahar gelince kuşlar ona konmaya başladı. Dişi ve erkek kuş, sabah-akşam çiftleşiyordu. “Olan var, olmayan var” dedim, resmen kuşları kıskandım. Bir de gözaltındayken sürekli yanan bir ışık vardı. Bir arkadaş temiz, siyah iç çamaşırı verdi. Işık gözümü almasın diye iç çamaşırıyla kendime uyku gözlüğü yaptım. Zaman mevzuu en zoruydu. Bazen bir saniye, bir saat gibi geliyordu. Ben de kendi kendime sohbetler ediyordum.

Artık siyasi içerikli tweet atmıyor musunuz?

– Hayır. Siyaset bir kör kuyu. Bir de insanlar, ‘Yürü, arkandayız’ falan yazıyor’ ama mahkemede, cezaevinde kim arkamdaydı? “Atilla Taş yalnız değildir” yazanlar var; vallahi de billahi de yalnızdım ve gözümün üzerinde bir külotla yatıyordum.

Şimdi nasıl geçiniyorsunuz?

– Kitap yazdım, stand-up’ım başlıyor. Olmadı müziğe dönerim, valla sonrasını insanlar düşünsün!

Sizden kurtuluş yok yani!

– Yok. Şarkıcılık yaptım, yerin dibine sokuldum; yazarlık yaptım, cezaevine girdim. N’apayım?

‘Sakıncalı Çökelek’ oyununda neler olacak?

– Yaşadıklarımı ve şöhretin gerçek yüzünü mizahla anlatacağım. 7 Mart’ta Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde başlayacak.

Sizden Cem Yılmaz mı Mehmet Ali Erbil mi olur?

– Onlar kendi tarzlarında çok başarılı. Benden en fazla Atilla Taş olur!

Röportajın tamamı için

Etiketler: » » » » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?