logo

Ant man en yüksek kalitede sizlerle

Ekran karşısında seyredilen canlı görüntüler aslında bir sanal gerçeklikten ibarettir. İnsan gözünün retinasına düşen görüntüler 2/35 saniye kadar orada donarak sonra giderler. İşte filmleri canlı gibi görmemize neden olan durum da budur. Ardışık olarak çekilmiş film karelerini saniyede 24 adet olarak gösterirseniz gözümüz bunları hareket ediyormuş gibi algılayacaktır. Birbirine bağlamasının nedeni de daha önce de aktardığımız gibi bir süre retinada görüntülerin donup kalmasıdır. Bu sırada bir diğer görüntü geldiği için beynimiz bu görüntüler arasında hiç boşluk yokmuş gibi algıladığından biz de hareketli görüntüler izlemiş oluruz. Aslında bu beynimizin işleyişindeki bir noktayı kullanarak onu yanıltmaktan ibarettir. Ancak ne güzel bir yanıltma çalışması olmuş ki biz bugün bu sayede çok farklı türlerde film izleme şansına sahip oluyoruz. Tabii bu oldukça büyük bir gelişme. Bu noktada bu yolu açtığı için ünlü mucit Thomas Edison’a teşekkür etmek gerekir. Her ne kadar sinemanın babası olarak başkaları bilinse de bu denklemi çözerek çalışan ilk makineyi yapan kendisidir. Göze gelen görüntüler ile algıladıklarımız arasındaki ilişkiyi ve burada kullanılacak ayrıntıyı o yakalamasaydı belki sinemanın gelişimi çok daha sonraları olabilirdi. Geliştirdiği cihaz diğer mucitlere hangi yoldan yürüyecekleri konusunda rehberlik etmiştir. Onun cihazı olmasaydı diğer insanlar hangi mantıkla bu cihazı icat edecekleri konusunda başka arayışlara gidiyor olacaklardı. Bu nedenle sinemaseverlerin kendisine müteşekkir olması gerekir.

Sonradan Olsalar Da Onlar Birer Kahraman
Bazı insanlar kahraman olarak doğmazlar. Onlar bu yeteneklerini sonradan elde ederler. Yani ya başlarına gelen bir olay buna neden olur ya da kahraman olmak için seçilirler. Bu nedenle de kahramanların hikayeleri hep farklı farklıdır. Özellikle de kahraman olmak için seçilen insanlar ilk olarak neden kendilerinin bu iş için seçildiğini sorgulayıp dururlar. Tabii bunun da aslında bir nedeni vardır. Onlarda olup diğer insanlarda kolay bulunmayan bir ya da daha fazla sayıdaki özellikleri buna neden olmuştur. Gerekli kabullenimleri kendi içlerinde gerçekleştirdikten sonra bir kahraman olarak insanları ve dünyayı kurtarmak üzere çalışmaya hazırdırlar artık. Tabii bunun için muhtemelen belirli eğitimleri almaları gerekecektir.

Peyton Reed’den Başarılı Bir Bilim Kurgu ve Aksiyon Filmi
2015 yılında vizyona giren Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere yapımı olan aksiyon ve bilim kurgu tarzındaki bir eser beyaz perdede oldukça iyi bir iz bıraktır. 1 saat 57 dakika uzunluğunda olan bu yapımın yönetmen koltuğunda ise Peytyon Reed’i görüyoruz. Filmin senaryosu ise Adam Mckay, Paul Rudd, Joe Cornish ve Edgar Wright’tan oluşan bir ekip tarafından oluşturuldu. Filmdeki ana rollerde Paul Rudd, Evangeline Lilly, Michael Douglas, Judy Greer, Corey Stoll, Boby Cannavale, Wood Harris ve Michael Pena gibi oyuncuları görüyoruz.

Marvel Çizgi Romanlarından Biri Daha Sinemada
Marvel çizgi roman serilerinden biri olan Ant Man de sinemaya aktarıldı. Sinema ile buluşan Ant Man izlediğinizde gişede oldukça büyük başarı sağlamasının nedenlerini daha iyi anlayacaksınız. Hank Pym adlı dahi bilim adamı alt atomik partiküller üzerinde yaptığı çalışmalar sırasında çok önemli bir buluşa imza atmıştır. Ancak kötü ellerde dünyaya büyük zararlar verebileceğini düşündüğü için bunu saklamayı seçmiştir. Hank bu çalışmaların insanlı olarak alt atomik düzeye geçemediğini bildirerek çalışmaları durdurmayı seçmiştir. Emekli olan Hank’in ardından bu çalışmalara kafayı takan genç yardımcısı şirketin başına geçmiştir. Bu alana ciddi yatırım yapan şirket de henüz insanlı olarak maddeleri küçültüp tekrar büyütmeyi başaramamıştır ancak yakındırlar. Bunu sezen Hank, eski bir hırsız olan Scott Lang’i Ant Man olarak işe almayı planlamaktadır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+8 = ?