logo

21 Haziran 2015

Angelina’ya farklı Pelin’e farklı

Angelina'ya farklı Pelin'e farklı

Mülteci kampında Angelina Jolie ‘ilgiyi’, Pelin Batu dünyanın seyrettiği ‘çaresizlik ve yoksulluğu’ gördü.

On ay önceydi. Şırnak’taki Ezidi kampına gidip insanların acısını paylaşacağız, ihtiyaçlarını not edip yardım göndereceğiz diye yola koyulmuştuk. O sırada kampta, her birinin hikâyesi birbirinden kıyıcı 27 bin insan vardı. Mesela bir kadın hiç durmaksızın ağlıyordu; ilk başlarda kimse diğerinin acısını kaşımamak adına konuşmuyordu. Sonra anlaşıldı ki bu kadıncağız, 15 yaşındaki zihinsel özürlü kızını kendi elleriyle öldürmek zorunda kalmış zira kızının Şengal Dağları’ndan kaçamayacağını anlamış, IŞİD’in eline düşmesinden de endişeliydi. İşte böyle travmalar…

Angelina Jolie: Mardin zoru başarmış

Sonsuzluğu gözlemek

Şırnak’a gelmeden kömürlü bir mahalleye sapıp, delik deşik çamurlu yollardan geçip kampa varıyoruz. Şu anda 700 Ezidi bu kampta bulunuyor. Kampa girer girmez, duvarlardaki “yeşil güzeldir” gibi çevreci yazılar bizi karşılıyor. Gençler voleybol oynuyor, kızlar el ele yürüyüp yanımıza sokuluyor, çocuklar her yerde rengârenk, cıvıl cıvıl, yaşlı kadınlar ise merdivenlere dizilmiş, sanki sonsuzluğu gözlüyor. Burasının kamp olduğunu bilmeseniz, kömür- karasının ortasında tuhaf bir mahalle dersiniz. Çadır yok, tek ya da çift katlı beton evlerden mürekkep.

Cehennem tasviri

Ancak, insanlarla konuşmaya başladığınızda önce gözleri sonra sözleriyle cehennemi tasvir ediyorlar. Bu kampta bir yakınını kaybetmemiş, türlü işkencelere maruz kalmamış, Napolyon savaşlarını aratmayacak iğrençliklere tanıklık etmemiş insan yok. Savaş her yerde, savaştırama bir de Ötekinin Ötekisi olmak var. Tarih boyunca egemenler tarafından 72 kez katliama uğramış, 80 kere topraklarından sürülmüş olan Ezidileri bu kez IŞİD ve destekçileri yok etmeye çalışıyor.

İlk önce İsmail ile konuşuyorum. O da buradaki pek çok insan gibi ailesine mensup pek çok kişiyi kaybetmiş. IŞİD’in eline düşüp onlardan kaçmayı başarmış. Yaşlı anne-babasını geride bırakmak zorunda kalmış. Anne-babası eski evlerinde 7 gün aç/susuz saklandıktan sonra seke seke yollara düşmüş ama onları da IŞİD’ciler almış. PYD baskınından sonra kurtulmuşlar ve oğullarını bulmuşlar. Kamyonlara doldurulup buraya getirilirken annesinin belkemiği kırılmış. O gün bugündür yatalak. İsmail beni annesinin yanına götürüyor. Gevher Ana, yaşadıklarını anlatmaya başlayınca hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor. Kamp sorumlularından öğrendiğimiz üzere onlara yaşadıklarını sormak çok riskliymiş çünkü bir anlatmaya başladıklarında acılarını tekrar yaşayıp sinir krizine girebiliyorlarmış.

Kamptaki bir başka ana Sisey’in söyleyeceği çok şey var. Kelle kesimlerinden toplu işkencelere kadar görmediği şey kalmamış. O ve iki kişi bir gece IŞİD’in elinden kaçmayı başarmış. Şu anda onlara çok iyi bakıldığını ama ilaç gibi en temel ihtiyaçların eksikliğinden bahsediyor. Eskiden devletimiz, ilaçları alış fiyatından sattığı için ilaç temin ediyorlarmış ama şimdi indirim kesilmiş. Dolayısıyla kamptaki insanların en büyük sıkıntılarından biri ilaçsızlık.

Mezhepçi yaklaşım

AFAD’ın elindeki kampların 5 yıldızlı otel konforuna sahip olduğunu biz değil BM yetkilileri söylüyor, ancak Ezidi kamplarını her ne hikmetse atlamışlar çünkü Şırnak, Viranşehir, Batman gibi yerlerdeki Ezidilere hiçbir yardım ya da destek verilmiyor. Yani, AKP’nin mezhepçi yaklaşımı ve Sünni-kayırması burada da kendini gösteriyor. İstenmeyen bir millet ülkemize sığınınca, kaderlerine terk ediliyorlar.

Kamptan ayrılırken, bu onurlu güzel insanları bir daha kim bilir nerede, nasıl göreceğimi düşünüyorum. Bir kız çocuğunun yeşil gözleri rüyalarımı boyuyor. Bu yazıyı okuduktan sonra yardım yapmak isteyenler lütfen Şırnak’taki Ezidi kampına bu temel, mütevazı ihtiyaçları göndersin. Hepimiz bir şey yapabiliriz. En küçük bir yardım bile çok şey değiştirebilir.


Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
#

SEN DE YORUM YAZ